BENİM MEKSİKO ŞEHRİM: İZ BIRAKAN ANLAR VE MEKANLAR // BÖLÜM II


20-s.jpgSabahın erken saatleri, Meksikalıların üzerlerine ince montlar geçirip evden çıktıkları, hızlı adımlarla iş yerlerine ilerlerken manav, abur cubur satan tezgâh ve kafe girişlerinde bekleyen görevlilerle selamlaştıkları saatler. Havanın serin, kuşların yeni yeni cıvıltısını duyabildiğim. Yolumun üzerinde, günün bu saatinde niçin kepenklerini açtıklarını anlamadığım biracılar, barlar da mevcut. Günün hangi saati olursa olsun istisnasız içeriden içki kokularının geldiği, yüksek taburelerde oturanların dirseklerini bar tezgahına dayayıp, barmenlerle sohbet ettikleri bu mekanlar da sabahın ilk saatleri sakin ve yalnız gözükse de yakında misket limonu, bira ve tekila kokularıyla dolacak.

Okumaya devam et

BENİM MEKSİKO ŞEHRİM: TANIDIK VE YENİ DUYGULARLA // BÖLÜM I

01-s.jpg

Bir yeri çok sevmemin nedenini çoğunlukla orada karşılaştığım tanıdık hisler, mekanlar ya da yüzlere bağlarım. “Burası aynı İtalya!” dediğim bir sokağın, Ayvalık’ın arka sokaklarını bana hatırlatan ya da yıllardır yaşadığım şehir olan İstanbul’u yer yer çağrıştıran şehirlerin hepsi bende, tanıdık, sıcacık ve oraya yeniden gelebileceğim sinyalini veren bir his uyandırır. Meksika seyahatine karar verdiğimde ise “yabancı” hislerle yola çıkıyorum. Bu ülkenin kültürüne, şehirlerine, sokaklarına, yemeklerine kendimi biraz yabancı hissetsem de Meksika’nın içimi ısıtan o tanıdık duyguları karşıma bir sürpriz gibi çıkaracağını da içten içe seziyorum. Okumaya devam et