BALIKÇI ROTASI: GÖLYAZI, ESKİ FOÇA, DATÇA VE KONYAALTI

01

Sun Express uçak içi dergisi, Eylül (2019) sayısında yer almıştır.

Balıkçı teknelerinden gelen motor sesi, Türkiye’de adeta yazın sesidir.  Sonra o sese, teknenin üzerinde uçuşan martıların ötüşleri karışır. Karşımızda beliren resim ise bize öyle bir ilham verir ki, dalgaları aşarak yol alan balıkçıların izinden gitmek isteriz. İşte şimdi, rotamızı balıkçıların mavi vatanlarına çevirip, rengarenk ağların süslediği limanlarına ve insanın içini açan balıkçı köylerine gidiyoruz.

Türkiye’de, dilden dile yayılmış onca tarihi hikâye ve efsane var. Bunların bir kısmıyla günümüzde de karşılaşıyoruz. Örneğin, Cevat Şakir’in (Halikarnas Balıkçısı) satır satır mavi kelimelerle anlattığı cesur ve umut dolu balıkçıları, ete kemiğe bürünmüş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bizleri, antik dönemlerden bu yana yaşam sürmüş topraklara davet ederek, denize yazılmış hikayelerin ardından gitmemiz için cesaretlendiriyor. Biz de balıkçıların izinden; insanda huzur ve özgürlük hissi uyandıracak yerlere doğru yola çıkıyor, dünden bugüne miras kalan güzelliklerin peşine düşüyoruz. Okumaya devam et

Datça Keşif Rehberi

fdatca2

The Magger sitesinde yer almıştır.
Temmuz 2018’de yeni mekanlar eklenerek revize edilmiştir.

İnsanın canı her mevsim biraz huzur çeker. Öyle anlarda kendimizi yaşadığımız şehirden biraz uzaklaştırarak, Ege’nin veya Akdeniz’in maviliğine kapılıp yola koyuluruz. Gideceğimiz yerde kafamızı dinlemek, kendimizle baş başa kalmak, sahilde kitap okurken ya da arka sokaklarda gezerken sessizliğin ve huzurun hakim olmasını isteriz. Bütün bunları bir arada bulabileceğiniz, diğer “yaz beldelerine” kıyasla daha sakin olan bir yer Datça. Her mevsimin tadı ayrı güzel olan Datça’ya, ister yazın ortasında güneş dağ eteklerini kavururken, ister sonbaharda yapraklar dökülürken gidin, dönerken içinizin huzurla dolacağından emin olabilirsiniz. Okumaya devam et

Datça’da Bir Gün

15884223449_b04b97d2d2_o

match-up mag “yavaş yaşam” sayısında yer almıştır.

Deniz kenarında yer alan kafelerin birinde oturuyorum. Deniz ara ara köpürüyor. Yazın aksine, durgun olan deniz başka türlü dans ediyor şimdi. Sokaklar boş ve kaldırımdan geçen insanların hemen hemen hepsi kafalarını kaldırıp kafelerin içlerine bakıyor. Karşı masada, orta yaşlarında iki kadın arkadaş, emlak ilanlarına göz gezdiriyorlar. Belli ki İngiltere’den gelmişler. Kırık Türkçeleri ile bir şeyler anlatıyorlar garsona. Okumaya devam et