MILANO GEZİLECEK YERLER // 72 Saatte Tat, Dene, Gör, Keşfet

foto4-s

foto6-s

MILANO CEP KEŞİF REHBERİ

Bir şehre gitmeden önce kafada önce sorular belirir. Sonra o sorulara cevap olacağını varsaydığımız rehberler, kitaplar, arkadaş tavsiyeleri, fotoğraflar… Milano, sorduğum bazı sorulara aldığım cevaplarla tamamen örtüşmeyen bir şehirdi. Endüstriyel, yorucu, fazla duygusuz, gri yorumlarının tam tersi bir Milano ile karşılaştım. Endüstriyel bir yanı olduğu kadar tasarımla iç içe, yorucu kısımlarından çok dinlendirici, duygu dolu, yaşam dolu, yeşil-mavi-sarı tonlarındaydı. Sonra düşününce şöyle bir kanıya vardım; en turistik doğal olarak da en kalabalık noktalarını şöyle bir gezip geçen bu şehri pek sevmiyor, yerlilerin tavsiyelerine kulak asıp daha detaylıca gezen ise bu şehri çok seviyordu.

Roma’ya olan tutku ve aşkımın yanında, Milano’ya duyduğum masumca bir arkadaş sevgisi gibi kalır ama rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki; Milano’da güzel vakit geçirmek, mutlu olmak ve gezi sonunda tatmin olarak dönmek gayet mümkün. Okumaya devam et

Reklamlar

Roma Cep Keşif Rehberi

Processed with VSCO with c1 preset

02-s

Benim için her zaman çok ayrı bir yeri olan ve her gittiğimde tesadüfen bir sürü güzel mekan, sokak, avlu, çeşme, manastır keşfettiğim Roma’ya özel tavsiyelerim şöyle:

Diğer Roma yazıları için tıklayın.

Black Market

Black Market

 

TAT, DENE

Pizzeria Formula 1: San Lorenzo bölgesi, diğer Roma bölgelerinden daima farklı bir hisse sahip. Genç turistlerin bihaber olmasından dolayı sadece lokallerin ve genç öğrenci nüfusunun yaşadığı, esnaf restoranları ve pizzacılarla dolu şirin bir bölge. Bu bölgenin incilerinden biri bu pizzacı. Mahalle sakinlerinin saat 19:00’dan itibaren doldurduğu pizzacıda sadece pizza değil, kalamar, patates, ekmek üstü gibi atıştırmalıklar da var. Benim en sevdiğim ise Margarita ve Dört Peynirli pizza yemek, yanına da çubukta kalamar ve ev şarabı istemek. Formula 1’in pizzaları incecik, çıtır, malzemesi çok baymıyor ama az da değil. Her şey tam kararında. Ayrıca yerlilerin tıka basa doldurduğu ve yüksek seslerle yemek yediği bu samimi ortamda kendinizi Romalı gibi hissetmeniz de mümkün!
Pizzeria Formula 1 Adres: Via degli Equi, 13 San Lorenzo Okumaya devam et

Floransa Sokak Yemekleri

02--ana-foto-s.jpg

Toskana tatları denildiğinde akla ilk gelen şehirlerden biri Floransa. Bunun en büyük sebebi, geleneksel birçok yemeğin bu şehirde günümüze kadar ulaşmış olması. Bu geleneksel lezzetler bazen ‘trattoria’larda ve restoranlarda, bazen de sokaklara kurulmuş ‘kiosk’larda ya da bir penceresi daima sokağa açılan; ‘vineria’larda karşımıza çıkıyor. Her türlü damak tadına hitap eden çeşitlilikteki sokak yemekleri, İtalyanların yemek ve sokak kültürüne yaklaşımını da özetler niteliğinde.

Hayatın, bazen yavaş ve keyifli bir şekilde kalabalık yemek masalarında, bazen de sokaklardaki yemek tezgahları önlerinde aktığını görüyorsunuz. Meydan ve sokaklarda geçen vakit, gündelik yaşamın büyük bir bölümünü oluşturduğundan, sokak yemekleri de sıkça tercih ediliyor.

Bu şehirde ‘street food’ birçok ziyaretçi için ‘fast food’ ya da sadece ‘atıştırmalık’ sayılırken, yerliler için günün önemli bir öğününü oluşturuyor. Bir yandan yemeklerini yiyip, bir yandan şaraplarını yudumlayarak ayak üstü sosyalleşiyorlar. Günün özetini anlatarak başlayan sohbetleri, ellerindeki sandviçi ısırdıkları anda yön değiştirip o an yedikleri yemek üzerinden farklı bir sohbete dönüşüyor. Kısacası sokak yemeği, Floransalılar için ciddiye alınacak bir konu. Okumaya devam et

Thassos – “Mutluluk” Adası

01-s.jpg

Yunanistan sevdası içimde git gide büyüyor. Bilinçsizce âşık oluyorum buraların ruhuna. En sevdiğim köyler Rum köyü çıkıyor. Aklımdan hiç gitmeyen melodilerin Yunan ezgileri olduğunu fark ediyorum. Ailecek yolculuklara çıktığımız çocukluk günlerimde, arabada çalan Zülfü Livaneli şarkılarının buralardan beslenerek geldiğini yeni öğreniyorum. Başka bir şey yemesem, sadece “meze ve Ouzo” ile hayatın geçebileceğine inanıyorum. Sonra bir gün, Zagreb’de kaldığımız evin sahibi “hadi sizi bir yere götüreceğim” diyor. Geldiğimiz yer Ayvalık’ın antika pazarına benziyor. Bu pazarda gezerken, tozlu bir plak seçiyorum. Sebebini bilmeden “işte bunu almalıyım” diyorum. Üzerindeki yazıları İbranice sanan satıcıya “hayır, Yunanca olmalı” diye itiraz ediyorum. Kapağında, hüzünlü gözlerle bakan bir kadının siyah beyaz ve grenli bir fotoğrafı bulunan plağını pikaba taktığımda “Haris Alexiou” olduğunu anlıyorum. Meğer bilmediğim bir şekilde, geçmişimde hep O’nun melodileri varmış. Ta Tsilika albümünden anlamını hiç bilmediğim sözler, çok tanıdık gelen tınılara karışırken, sadece mutluluğun ve katıksız huzurun olduğu yere doğru yola çıkıyoruz. Okumaya devam et

Roma’da Kışın İçinizi Isıtacak Mekanlar

00-genel-foto-s

Roma, şehre yansıyan renklerinin verdiği hisle her ne kadar tam bir yaz şehri gibi gözükse de, kış aylarında Romalıların içlerini ısıtan meydan ve mekanlarıyla bambaşka bir ruha sahip. Biraz soğuk, biraz sakin ama her daim büyülü. Çeşme başları boş ama sabahın ilk saatlerinden itibaren güvercinler yerdeki o su birikintilerinden su içiyor. Sokaklarda, iki bina arasında uzanan yaseminler yerini sarı ışıklı mini lambalara bırakıyor. Yine de ara sokaklarda, selfie çubuklu ve yağmurluklu turistleri, manav alışverişini yapmış; üşümüş ellerinde meyve sebze doldurulmuş keseleri taşıyan yerlileri ve okuldan çıkıp yüksek sesle şarkı söyleyen çocukları görmek mümkün.

Aynı yazın olduğu gibi, güne espresso kokularıyla başlamayı kendine bir ritüel edinen Romalılar, kışı da birbirinden güzel mahalle barlarında, restoranlarda ve hatta yine sokaklarda karşılıyor. İşte o noktalardan bazıları… Okumaya devam et

2016: Şehir ve Sokak Keşifleri

01-lizbon-alfama

Bir şehre gitmeden önce sokak sokak, adres adres gideceğim her yeri araştırır, defterime not ederim. Fotoğraflar bulurum. İnsanları önceden gözüme kestirip tanışma mesajları bile atarım. Benim için önemli olan; bir şehri turist gibi gezmek değil, gerekirse çat-pat o ülkede konuşulan diliyle ya da beden diliyle de olsa insanlarıyla tanışmak, konuşmaktır. Her ne kadar planlı bir gezici olsam da aniden karşımıza çıkan, beklemediğimiz anlarda kaybolarak farkına vardığımız sokaklar da yan masada oturan ve bir merhabayla sohbete başladığımız anlık muhabbetler de daima çok özeldir. Belki de tesadüflere inanmayan biri olarak, en güzel “tesadüfler” plansızca keşfedilenlerdir. Bu yüzden, geriye dönüp şöyle bir baktım ve benim için, 2016’nın “biz planlar yaparken başımıza gelmiş” en güzel, en sürpriz noktalarını yazdım: Okumaya devam et