VİYANA’NIN KAFE KÜLTÜRÜ VE SEVDİĞİM KÖŞELERİ

00

İhtişam ve büyüklükte birbirleriyle yarışan binaların arasında bir sokak gölgelere teslim olmuş. Yukarıda belli belirsiz bir güneş. Üşüyorum. Üşüdükçe ellerimi ovuşturup dudaklarıma -biraz olsun ısınsın- diye götürüyorum. Bu defa da gözlüklerim buhar yapıyor. İleride, geniş pencerelerinden içerisi yer yer loş ve karanlık gözüken, yarım perdeli bir kafe. Kafe dışarıdaki bütün mavi soğukluğa inat, sımsıcak sarı rengiyle çağırıyor beni içeri. Okumaya devam et

Sponsored Post Learn from the experts: Create a successful blog with our brand new courseThe WordPress.com Blog

WordPress.com is excited to announce our newest offering: a course just for beginning bloggers where you’ll learn everything you need to know about blogging from the most trusted experts in the industry. We have helped millions of blogs get up and running, we know what works, and we want you to to know everything we know. This course provides all the fundamental skills and inspiration you need to get your blog started, an interactive community forum, and content updated annually.

SİCİLYA ADASI HİKAYELERİ

00- ana fotolar (1)

Sicilya’ya, İstanbul’dan arabayla 3 gün süren bir yolculuk sonunda varacaktım. Karşılaşacağım adanın, gerçeklikten öte; biraz da kafamdaki imgelerle var olacağını biliyordum. Gitmeden önce Sicilya’ya dair o kadar çok film izlemiş, bir kısmı ürkütücü hikayeler okumuş, sayısını hatırlamadığım kadar çok resme bakmıştım ki… Tarihinden Sikellerin, Arapların, Romalıların, Yunanların, Bizanslıların, Normandiyalıların ve daha birçok devletin geçtiğini öğrendiğimde, buranın, aslında bir ada olmanın ötesinde bir ülkeyi anımsattığını anlamıştım. Gideceğim yer, denizin üzerinde yükselen sınırsız bir var olma arayışıydı. Savaşla, acıyla, ateşle, suyla, dikenle ve kumla var olan bir arayış. Okumaya devam et

BEYAZ BİR KIŞ RÜYASI: KARS VE ERZURUM

foto01.jpg

Sun Express uçak içi dergisi, Kasım (2019) sayısında yer almıştır.

Doğu Anadolu’nun eşsiz coğrafyası, kış ayları gelince bütün güzelliklerini gözler önüne seriyor.  Birçok tarihi yapının korunarak günümüze kadar geldiği beyazlar altındaki Kars ve farklı medeniyetlerin buluştuğu Erzurum, kış rotasında olması gereken yerlerden.

Yıllar önce Orhan Pamuk’un romanı Kar’ı okurken, Kars’ın beni çağırdığını hissetmiştim. Yazarın betimlediği; havada sanki asılı gibi duran kar taneleriyle beyaza teslim olmuş sokakları ve dantel gibi incecik detaylarla süslenmiş mimarisiyle Doğu Anadolu’nun naif güzeli Kars, hayalimde romantik bir resim çizmişti. Yıllar sonra, bugün görüyorum ki; şehre vardığım akşamın ilk saatlerinde karşılaştığım manzara beni büyülememe yetiyor. Kalesinden baktığımda loş sarı ışıklar altında görünen şehir bir gece tablosu gibi karşımda duruyor. Bu manzarayı aklıma kazıyıp, rotayı Erzurum’a çevirerek, birçok medeniyetin izlerini birbirinden güzel yapılar üzerinde görüyor, İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olan şehrin, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde övgülerle anlattığı bereketli toprağıyla tanışıyorum. Okumaya devam et

BALIKÇI ROTASI: GÖLYAZI, ESKİ FOÇA, DATÇA VE KONYAALTI

01

Sun Express uçak içi dergisi, Eylül (2019) sayısında yer almıştır.

Balıkçı teknelerinden gelen motor sesi, Türkiye’de adeta yazın sesidir.  Sonra o sese, teknenin üzerinde uçuşan martıların ötüşleri karışır. Karşımızda beliren resim ise bize öyle bir ilham verir ki, dalgaları aşarak yol alan balıkçıların izinden gitmek isteriz. İşte şimdi, rotamızı balıkçıların mavi vatanlarına çevirip, rengarenk ağların süslediği limanlarına ve insanın içini açan balıkçı köylerine gidiyoruz.

Türkiye’de, dilden dile yayılmış onca tarihi hikâye ve efsane var. Bunların bir kısmıyla günümüzde de karşılaşıyoruz. Örneğin, Cevat Şakir’in (Halikarnas Balıkçısı) satır satır mavi kelimelerle anlattığı cesur ve umut dolu balıkçıları, ete kemiğe bürünmüş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bizleri, antik dönemlerden bu yana yaşam sürmüş topraklara davet ederek, denize yazılmış hikayelerin ardından gitmemiz için cesaretlendiriyor. Biz de balıkçıların izinden; insanda huzur ve özgürlük hissi uyandıracak yerlere doğru yola çıkıyor, dünden bugüne miras kalan güzelliklerin peşine düşüyoruz. Okumaya devam et

RÜZGÂRLARIN PEŞİ SIRA GÖKÇEADA

01

Onur Air uçak içi dergisi, Ağustos (2019) sayısında yer almıştır.

Denizin ortasında, ıslığı yankılanan serin rüzgârın ardından, dalgaları aşarak ve havada köpük köpük beliren martıları selamlayarak ilerliyorum. Yolculuğun sonunda, saklı kalmış koylara, güzelliğini kaybetmemiş köylere ve daima tebessüm ettiren masallar adasına varacağım. Bereketi bol, denizi uçsuz bucaksız, şarkıları iki dilde çınlayan Gökçeada’ya. Okumaya devam et

Seslerin ve Kokuların İzinden Bir Güzel İstanbul

01
Hillsider dergisi, Mayıs (2019) sayısında yer almıştır.

Bahar geldiğinde İstanbul’un yeni açmış çiçeklerle renklenen sokaklarını, sesleri ve kokuları takip ederek gezmeyi çok seviyorum. Biliyorum ki, bu kent de en az benim kadar, bütün kış bahara kavuşmayı bekleyen bir sabırsız. Şüphesiz ki birçoğumuz için de bahar bu şehre en çok yakışan mevsim. Şimdi bütün renklerini sergilemeye, güneşi uyandırıp meraklı gezginlerinin kollarına girerek onları unutulmayan nostalji köşelerinde zamanda bir yolculuğa çıkartmaya hazır. Okumaya devam et

Tarihi Nakşedenler – Minyatür Ustaları

Ebru Yalkın (2).jpg

Skylife dergisi, Mayıs (2019) sayısında yer almıştır. 

Geleneksel sanatlar arasında yer alan minyatür, geçmişi bugüne, bugünü geleceğe taşımasının yanında; estetiği, renk uyumu ve detayları bir dantel gibi işleyişiyle saklı kalmış güzellikleri de ortaya çıkarıyor.  İstanbul’da yaşayan ustalarla buluşup, hocalarından öğrendikleri bilgiler ışığında yaşattıkları ve yeni nesillere aktardıkları minyatür sanatını konuştuk.  

Karlı bir kış günü, dışarıdaki soğuğa rağmen, sımsıcak sarı odalarının içimi ısıttığı İstanbul Kitaplığı’nın rafları arasında merakla geziniyorum. Sırtında kırmızı harflerle Surnâme yazan kalın bir kitap dikkatimi çekiyor. Böylelikle tanışıyorum şair Seyyid Vehbi’nin Sultan Ahmet dönemine dair anlatımlarını minyatürlerle betimleyen Levni’nin Surnâme’siyle. Kitabı açtığımda, Osmanlı saray döneminin ihtişamlı törenlerini ve gösterilerini masalsı minyatürlerle günümüze taşımış sayfalar çıkıyor karşıma. Sultan, sadrazam ve toplulukların giysilerine, sayfa kenarlarına işlenmiş desenli süslemelere, mimari yapılara, doğanın güzelliğine ve özenle işlenmiş tüm ayrıntılara baktıkça sanki hiç yaşamadığım bir dönemin ruhuna ait oluyor bir parçam. Okumaya devam et

KAPADOKYA’DA GÜVERCİNLERİN DÜNYASINA YOLCULUK

01

Anadolu Jet uçak içi dergisi, Mayıs (2019) sayısında yer almıştır.

Kapadokya’nın, sıkça sözü geçen güzel atları dışında, bir de güvercinleri var. Güvercin yetiştiriciliğinin tarih boyunca yaygın olduğu bu topraklarda, kayalara oyulmuş güvercin yuvaları ve havada süzülen sakinlerinin izini sürüyoruz.

Kapadokya’nın Sadık Sakinleri: Güvercinler

Soğuk bir kış günü, Kapadokya’yı ilk kez görecek olmanın heyecanıyla yollara düşüyorum. Bu büyülü bölge, gizemini ve sırlarını bana tamamen verecek mi bilmiyorum; fakat ben oyulup içlerine hayat kurulmuş olan devasa kayaların ardındaki hikayeleri dinlemeye ve dik yamaçlarından eşsiz manzaralara bakmaya hazırım. Okumaya devam et

HAYAL USTALARI

02.jpg

Skylife dergisi, Nisan (2019) sayısında yer almıştır.

El emeğine ve ustalığa dayanan geleneksel sanatlar, bugün hem dünyada hem de ülkemizde yaşatılmaya devam ediyor.  Türlü tiplemelerle karşımıza çıkan kuklalar ve perdeye yansıyan suretleriyle nice hikayelere yol aldığımız Karagöz, bu sanatlar arasında. İstanbul’daki atölyelerinde bu figürleri tasarlayıp üreten ve sahnede oynatan ustalarla konuştuk.

Çocukken, uzun kış gecelerinde “Elektrikler bir kesilse de mum ışığında ellerimle duvarlarda denizin üzerinde uçan yelkovan kuşlarının, okyanusta sıçrayan balinaların ve dağlardaki kurtların siluetlerini oluştursam” diye beklerdim. Öyle anlarda, hayvan gölgeleri masal kahramanları olur, gizemli dünyalar sunardı bana. Yıllar sonra bu kez perdenin arkasında, hayâlîlerin sihirli dokunuşlarıyla dile gelen Karagöz ve iplerin ucunda hayat bulan kuklalar girdi hayatıma. Muzip, komik, zeki ve saf tiplemelerin ete kemiğe büründüğü tasvirlerle dolu düşsel atmosferlerde hikayelerini fısıldadı içimdeki büyümeyen çocuğa. Okumaya devam et