KAOS VE TATLARIN PEŞİNDEN: NAPOLİ’DE BİR GÜN

foto15-s.jpg

Saat sabahın 6’sı; hava ayaz, renkler maviye bile dönmemiş henüz. Çalan saatin alarmıyla karanlık bir gökyüzüne uyandıktan sonra; önce gri, biraz sonra alacalı mavi ve son olarak da hafif turuncu bir renkle iç içe geçmiş bir gün uzanıyor önümde. Son anda, ani bir kararla Napoli’yi dahil ettiğim birkaç günlük gezimizde, bir sabah erkenden uyanmak ve Roma’nın sokaklarında sadece bir iki kişiyle birlikte yürümek de varmış tesadüfler zincirinde. Serçelerin konup, hiç hareket etmeden durdukları yol taşlarına bakıp, bir iki güne geri geleceğim Roma’ya veda edip, hızlı adımlarla ana caddeye çıkarak; 64 numaralı otobüsü yakalamak ve Termini’ye gitmek de… Okumaya devam et

Reklamlar

MILANO GEZİLECEK YERLER // 72 Saatte Tat, Dene, Gör, Keşfet

foto4-s

foto6-s

MILANO CEP KEŞİF REHBERİ

Bir şehre gitmeden önce kafada önce sorular belirir. Sonra o sorulara cevap olacağını varsaydığımız rehberler, kitaplar, arkadaş tavsiyeleri, fotoğraflar… Milano, sorduğum bazı sorulara aldığım cevaplarla tamamen örtüşmeyen bir şehirdi. Endüstriyel, yorucu, fazla duygusuz, gri yorumlarının tam tersi bir Milano ile karşılaştım. Endüstriyel bir yanı olduğu kadar tasarımla iç içe, yorucu kısımlarından çok dinlendirici, duygu dolu, yaşam dolu, yeşil-mavi-sarı tonlarındaydı. Sonra düşününce şöyle bir kanıya vardım; en turistik doğal olarak da en kalabalık noktalarını şöyle bir gezip geçen bu şehri pek sevmiyor, yerlilerin tavsiyelerine kulak asıp daha detaylıca gezen ise bu şehri çok seviyordu.

Roma’ya olan tutku ve aşkımın yanında, Milano’ya duyduğum masumca bir arkadaş sevgisi gibi kalır ama rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki; Milano’da güzel vakit geçirmek, mutlu olmak ve gezi sonunda tatmin olarak dönmek gayet mümkün. Okumaya devam et

Havaalanı

Geçiş

Havaalanı… İsminin aksine; bütün nem bulutunun, kuru havanın, plastik kokusunun, bazen girişindeki sigara dumanının yoğun olarak hissedildiği alan. Bir sürü gri kutu, lacivert kuru, x-ray cihazı, kamera, bilgisayar, polis telsizi, polis. Taksi, özel araba, otobüs… İnsan, insan, insan.

Okumaya devam et

YAZ DÜŞÜNCESİ

fotooo.jpg

Her yaz, ilk olarak “yaz”ın düşüncesi düşer aklıma. Yazı düşünerek başlarım yaza. İlkbaharı atlattıktan sonra, artık üzülecek, dertlenecek ve kaygılanacak bir şey kalmaz. Aklıma yazlık gelir; yazlığın ve aile yanının güven veren duygusu… Aklıma deniz gelir. Denizin tenime sinen kokusu ve ilerilere açıldıkça sonsuzluğun verdiği özgürlük hissi. Yarını sormaz bana deniz, aklımda ne var merak etmez. Sorgusuz sualsiz teslim olmuş, O’na doğru kulaç attıkça özgürlüğüme de kulaç atarım.

Yaza yaklaştıkça, hayallerimin arasından bembeyaz örtülü rakı masaları, gün batımı sebepsizce içilen mayhoş şaraplar fırlayıp çıkıverir. Böylesine bir mutlulukla, ruhumun yazın ortasında enikonu bir ayyaşa dönmemesi imkansız gibidir. Sohbetin, kelimelerin bile ikinci planda kaldığı; sadece o an’a teslim olunan rakı ve şarap saati… Hiçbir çaba harcamadan kafanın yumuşayarak, seni mutlu etmeyi başarabilen birkaç sebepsiz mutluluk saatine eşlik ettiği kerahat vakti… Okumaya devam et

Binbirinci Gece

foto.jpg

Gölgeler iyice serinlemeye başladığından beri, güneşin değerini daha da iyi anladığım günlerdeyim. Deniz ılık, rüzgar serin, sahil taşlarıysa hala sıcak. Sıcak fakat kızgın değil. Bulutlar sürekli Kaz Dağları tepelerinde bir oraya, bir buraya yer değiştiriyor. İğdeler olmuş, yaseminler dökülmüş yerlerine melisalar açmış. Kivi ve ayvalar artık toplanmaya hazır. Mandalinalar da irice fakat hala yeşil.

Balıkçı tekneleri limandan bizim taraflara doğru daha sık gelmeye başladı. “Sardalya, Uskumru var!” diye bağırıyor. Tekne kıyıya yaklaşır yaklaşmaz martılar da alçaktan uçmaya başlıyor. Martıları izlemek kadar huzur verici şeyler bulmak lazım bu hayatta.  Okumaya devam et

Roma Cep Keşif Rehberi

fotoyeni1-s.jpg

fotoyeni2-s.jpg
Benim için her zaman çok ayrı bir yeri olan ve her gittiğimde tesadüfen bir sürü güzel mekan, sokak, avlu, çeşme, manastır keşfettiğim Roma’ya özel tavsiyelerim şöyle:

Diğer Roma yazıları için tıklayın.

Black Market

Black Market

 

TAT, DENE

Pizzeria Formula 1: San Lorenzo bölgesi, diğer Roma bölgelerinden daima farklı bir hisse sahip. Genç turistlerin bihaber olmasından dolayı sadece lokallerin ve genç öğrenci nüfusunun yaşadığı, esnaf restoranları ve pizzacılarla dolu şirin bir bölge. Bu bölgenin incilerinden biri bu pizzacı. Mahalle sakinlerinin saat 19:00’dan itibaren doldurduğu pizzacıda sadece pizza değil, kalamar, patates, ekmek üstü gibi atıştırmalıklar da var. Benim en sevdiğim ise Margarita ve Dört Peynirli pizza yemek, yanına da çubukta kalamar ve ev şarabı istemek. Formula 1’in pizzaları incecik, çıtır, malzemesi çok baymıyor ama az da değil. Her şey tam kararında. Ayrıca yerlilerin tıka basa doldurduğu ve yüksek seslerle yemek yediği bu samimi ortamda kendinizi Romalı gibi hissetmeniz de mümkün!
Pizzeria Formula 1 Adres: Via degli Equi, 13 San Lorenzo Okumaya devam et