Festina Lente – Korona Günlerinde Yavaşça Acele Ediyorum!

foto

Koşup durmak. Ne için, nereye doğru, önemi olmaksızın. Sonbaharı, kışı, ilkbaharı, yazı hızlıca arkada bırakarak ve mevsim geçişlerindeki ayrıntıları fark etmeden. Geçişin geçiş olduğunu görmeden. Sanki biri kovalıyormuşçasına, durmak ayıpmışçasına. Yavaş olmanın büyük bir ayıp sayıldığı bu dünyada, bugün hariç tüm zamanlara odaklı yaşıyormuşçasına.

Tam böyle bir anda çıktı karşıma. Önce yavaşla dedi, sonra dur. Yavaşladım. Durdum. Korktum. Bir dolu hayal doldurmuştum cebime; projeler, geziler, yıllardır hayalini kurduğum ve giderek yaklaştığım üç beş şey. Ben, “Nihayet gerçekleşecek, çok az kaldı diye” sevinirken, takvim yaprakları bir anda önemini yitirdi. Benim için, herkes için.

Bir an önce yaz gelsin istiyordum halbuki; tüm işleri halledip yollara koyulayım. Ayçiçeği tarlalarının yavaş yavaş yerini başka yeşertilere bıraktığına tanık ola ola, tabelalar arası hayal kurayım. İçinde Artemis, yasemin, aşk sözü geçen şarkılarla. Begonvil ya da lâl de olur. Sonra varacağım o yerin, günün belli saatlerinde yankılanan; balıkçı motorlarının pat pat seslerine kavuşayım. Bir kahveye gidip aylak aylak etrafıma bakayım. Bazen boş gözlerle, bazen düşünceli. Okey taşları ve çay kaşığı seslerinin ritim tuttuğu Ege köylerinde “İhtiyar Balıkçı ve Deniz” ve “Mavi Sürgün”ü yeniden hatırlayayım. Gözleri kör edilen tarla kuşunu, her sabah bol şekerli kahve içen yaşlı balıkçıyı.

Ama durdum. Herkes gibi. Çünkü durmak zorundaydık.

***

Çiçekler ekilsin. Çiçekler sulansın. Mayalar toplansın. Ekmekler yapılsın. Arılar fark edilsin artık! Ve daha önce hiç duymadığım, mandalina ağacı çiçeklerinin kokusu gelsin burnuma. İlk kez.

Sonra, tozlu raflardan çıkarılmış kasetler, ne zaman nerede çekildiğimi unuttuğum eski fotoğraflar ya da yıllar önce annemin küflendi diyerek attığı peçete koleksiyonum gelsin aklıma ve aniden elim eskilere gitsin. Arşivler açılsın bir bir. Anı yaşamakla övünürken, aslında aklımdan hiç çıkmayacak geçmiş günlere özlem duyayım. Tüm şehir, tüm ülke hatta tüm dünya kendi biriktirdiği arşivlerinde kaybolsun. Fotoğraf arşivi, müzik arşivi, film arşivi, dizi arşivi… Anılar arşivi.

“Oh nelere nelere vakit buluyor insan”, “durup yavaşladıkça” diye avunalım. Hep beraber sakin sakin süzülerek yavaşlayalım. Tam öyle günlerden birinde, aklıma hiç olmadık şeyler gelsin. Unuttuğumu sandığım aile kavgaları, ilk yaz aşkım, yalnız başıma gittiğim ülkeler, çok severek ya da hiç sevmeden seviştiğim insanlar, Halep’in henüz kurşun yememiş sokakları, İtalya’da bir parkta sabahı edişim, Kamboçya’nın ağlar gibi bakan yüzleri, Küba’nın nemli ama umutlu gözleri, Meksika dansları, babamın sıkça çıktığı iş gezilerinden elinde oyuncak bir kamyonla dönmesini hayal ettiğim çocukluğum ve tam o dönemde acısı ve neşesi saklı bir sürü şey.

Güzel anıların; harika gün batımlarının, içtiğim enfes şarapların ve yanında yediğim küflü peynirlerin, araba yolculuklarının, sayfasını kıvırmaktan hiç çekinmeden defalarca dönüp dönüp aynı yerlerini okuduğum kitapların, bir dost masasında rakı etrafında buluşmaların, pamuk pamuk gökyüzü ya da saçılmış bir inci gibi görünen yıldızların… hepsinin tadı yeniden aklıma gelip dursun. Böyle bir anda -hiçbir şey yapmamanın gerektiği şu Korona günlerinde- hatırlanacak ne güzel an varmış meğer. Ama bir yandan, aradan yanlışlıkla süzülen kötü anıların, ukdelerin, pişmanlıkların da içimden akıp gittiği günler olsun bunlar. Yalnızlıklarım, seçimlerim, utançlarımın peşimi bırakmadığı. Bir noktada “bunları düşünme sakın!” derken, aniden kendimi “onları” düşünürken bulduğum ve kendime çokça yüklendiğim göz yaşı dolu günler. “Aman benimkisi de dert mi deyip”, gerçekten kötü durumda olan insanlara üzüldüğüm, her mutlu ve keyifli anımda, şimdi bunun zamanı değilmiş gibi; inceden suçlu hissettiğim. Aslında, yıllar önce 9 saatlik bir ameliyattan çıktığımda, “Canımın çektiği ama o an içemediğim vişne suyunu kana kana içeceğim günlerin hayalini kurmam” ve “artık her şey farklı olacak, hayatını en iyi şekilde yaşayacaksın Deniz” diye kendime söz vermemi de daha dünmüş gibi hatırladığım… Yine de yıllarca, kendime istemeden de olsa sık sık kötü davrandığımı, fazla telaşlı, fazla kaygılı bir hayat yaşadığımı fark ettiğim… Bütün bunların bir kar topu gibi kafama arkadan, pat diye çarptığı günler bu korona günleri. Olsun ki, farkına vara vara uzanayım bazen güneşe, bazen yağmur yüklü bulutlara.

***

Yavaşça acele ediyorum. Şimdi’ye âşık olmaya çabalarken (aynı görücü usulü evlendirilen birinin karşısındaki yabancıya âşık olmaya çalışması gibi) -bazen bu konuda kendimi bile kandırırken- aslında geçmişimi sürekli bir çiçek dürbünü arkasından izliyorum. O dürbünün arkasında iç içe geçmiş olan her şey, uyumsuz olmasına rağmen bir yandan da çok güzel. Hayat gibi.

Gelecek her zaman kaygı barındırıyor olsa da (hiç insan kaygısız olur mu?) yine de umudum var. O umutla beraber, yapacağım işlere, gideceğim yollara, göreceğim yüzlere, çıkacağım seyahatlere karşı sonsuz bir sakinlik ve güven de taşımıyorum. Çünkü yaşarken değil düşerken öğreniyorum hayatı. Hiçbir şeyin garanti olmadığını seve seve kabul ederek. Aceleci, sabırsız ama yine de elinden gelenin en iyisini yapan bir ergen misali. Arşivleri açıp açıp duran, çekmeceleri karıştıran, yeri geldiğinde bunak yeri geldiğinde zehir gibi aklı olan seksenlik bir nine gibi. Yer yer, sahip olduğu şeyleri özleyen, yer yer hiç sahip olmadığı şeyleri düşleyen, o inek desenli biberonunun ucundan ısıran ve sütün sonuna doğru daha da baskın gelecek balın tadını çok iyi hatırlayan bir çocuk gibi. Hatta, o çocuğun ta kendisi olduğumu fark ediyorum.

Büyümeye, görmeye ve yaşamaya doğru yavaşça acele ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s