BEYAZ BİR KIŞ RÜYASI: KARS VE ERZURUM

foto01.jpg

Sun Express uçak içi dergisi, Kasım (2019) sayısında yer almıştır.

Doğu Anadolu’nun eşsiz coğrafyası, kış ayları gelince bütün güzelliklerini gözler önüne seriyor.  Birçok tarihi yapının korunarak günümüze kadar geldiği beyazlar altındaki Kars ve farklı medeniyetlerin buluştuğu Erzurum, kış rotasında olması gereken yerlerden.

Yıllar önce Orhan Pamuk’un romanı Kar’ı okurken, Kars’ın beni çağırdığını hissetmiştim. Yazarın betimlediği; havada sanki asılı gibi duran kar taneleriyle beyaza teslim olmuş sokakları ve dantel gibi incecik detaylarla süslenmiş mimarisiyle Doğu Anadolu’nun naif güzeli Kars, hayalimde romantik bir resim çizmişti. Yıllar sonra, bugün görüyorum ki; şehre vardığım akşamın ilk saatlerinde karşılaştığım manzara beni büyülememe yetiyor. Kalesinden baktığımda loş sarı ışıklar altında görünen şehir bir gece tablosu gibi karşımda duruyor. Bu manzarayı aklıma kazıyıp, rotayı Erzurum’a çevirerek, birçok medeniyetin izlerini birbirinden güzel yapılar üzerinde görüyor, İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olan şehrin, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde övgülerle anlattığı bereketli toprağıyla tanışıyorum.

00

Karların Şehri: Kars

Yeni günün sabahında, hedefim öncelikle gün doğumunu Ani Harabeleri’nde karşılamak. Buraya, önceden ayarlanan taksilerle Kars’ın merkezinden ulaşmak mümkün. Günün ilk ışıklarında vardığım antik kent, ufuk çizgisiz bir boşlukta, sonsuzluğun ortasında gibi. Türkiye-Ermenistan sınırını çizen Arpaçay Nehri’nin batı yakasında, volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş kentin tarihi, M.Ö 5000’e dayanıyor. İpek Yolu üzerinde konaklama merkezlerinden biriyken, kalabalık bir kentmiş. Şimdilerde ise beyaza gömülü tarihi yapıların izini sürerken, sadece kendi ayak seslerimi duyuyorum. Aziz Prkitch, Tigran Honents ve sekizgen kubbeli Abughamrents kiliselerini ve minaresinin bir kısmı günümüze ulaşabilmiş Ebul Manucehr Cami’yi geziyorum. Birkaç saatlik bir yürüyüşten sonra, güneş Ani’yi ısıtmaya, sarı sıcak bir ışık Arpaçay’ın üstündeki taş köprü kalıntıları üzerinde belirmeye başlıyor.

Şehre döndüğümde ise, bir kış rüyasını andıran Kars yüzüme tebessüm yerleştiriyor. Kars Kalesi’ni gezip, Kars Çayı üzerine kurulmuş; Anadolu’nun geleneksel kemerli köprü yapısındaki Taş Köprü’den ilerleyerek tarihi hamamların yanından geçiyorum. Şehre hakim olan Baltık mimarisi, 19.Y.Y’da Kars’ta kırk yıl yaşamış Ruslardan kalan ve tarihi binalarda göze çarpan en güzel iz. Çarşıdaki dükkanlarda Kars kaşarı, gravyer peyniri, bal gibi yöresel tatlar satılıyor. Fethiye Cami, 12 Havari Kilisesi, Cheltikov Otel ve Eski Vali Konağı binasını görüp, Kamer Restoran’ın lezzetli priyoşhi böreği, hangel (bir çeşit mantı) ve evelik çorbasıyla günü sonlandırıyorum. Eğer vaktiniz varsa, Ardahan ve Kars sınırları içindeki Çıldır Gölü’ne uğrayıp, donmuş göl üzerinde Tekin Amca’nın yanık türküleri eşliğinde atlı kızak gezisi yapmanızı öneririm.

Tarih ve Doğanın Kalbinde: Erzurum

Türkiye’de kış denince akla ilk gelen yerlerden Erzurum, kayak turizmiyle ünlü Palandöken Dağları eteklerinde yer alıyor. Antik çağlardan itibaren önemli bir ticaret merkezi olan kent, Selçuklu ve Osmanlı eserlerine de ev sahipliği yapıyor. Tarihin izinden giderek, Selçuklular döneminden kalma anıt mezar Üç Kümbetler ve yakınındaki Çifte Minareli Medrese’yi geziyorum. Medresenin kubbesinde kullanılan çini işçiliği insanda hayranlık uyandırıyor. Gezerken hemen dikkatleri çeken bir diğer tarihi yapı Saltuklular döneminden kalma Ulu Cami. Bizanslılar tarafından 5.Y.Y’da yapılmış Erzurum Kalesi ise çevresindeki Selçuklu, Osmanlı ve Bizans yapılarıyla bir arada görülmeye değer. Taşhan’ın dükkanlarında Oltu taşından yapılan aksesuarlara göz atıp, avlusunda dinleniyorum. Kalabalık şehir merkezinde herkes günlük koşuşturma içindeyken, kokuları takip ederek geldiğim Gel Gör Cağ Kebap’ta Erzurum’un meşhur cağ kebabını tatma vakti. Kadayıf dolması da, denemeniz gereken bir diğer yerel lezzet.

Tarihi yapılar bir yana, kalbimin hızla çarpmasına neden olan bir yer daha var: Erzurum’un sakin şehri (cittaslow) Uzundere ilçesinde yer alan ve özellikle kış aylarında masalsı bir görünüme sahip olan Tortum Gölü. Göl, doğa yürüyüşleri, kayık gezintileri ve etrafındaki yırtıcı kuşları gözlemlemek için ideal. Ben de, karşımda kartpostal gibi duran bu göl manzarasını seyrederek, Erzurum gezisini bir doğa harikasının yamacında noktalıyorum.

foto03foto02foto04

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s