ROMA’DA: ZAMAN VE İNSAN

00-s.jpg
00-kahve-s
Sabah henüz ilk ışıklarına kavuşmadan önce, Roma mavisinin en donuk olduğu sıralarda, hayat yavaş yavaş uyanışa geçer. İlk olarak otobüs seferleri başlar. Termini’den merkeze, merkezdeki duraklardan termini’ye… Ahşap çerçeveleri yıpranmış, ince camlı pencerelerin arasından alarm sesleri duyulur. Birbirinden farklı melodide bu alarmlar avlularda yankılanır. Arkasından, espresso kokuları takip eder bu sesleri. Mocha pot’lardan çıkan buharın sesi iştah kabartıcıdır. Bu buhar, güne başlama işaretini verir. Gümüş renkli tepsilere dizilmiş cornetto’lar bir bir mekanlara teslim edilir. Yüz yıllık kahve zincirlerinin garsonları beyaz önlüklerini giymiş, başlarına şapkalarını çoktan geçirmiştir. Birkaç dakika sonra gelen ilk müşteriye ikram etmek üzere, sütü geniş hazneli kaplara koyarlar. Kahveyi makinaya yerleştirir, dünden kalan bütün kahve izlerini son bir kez silerler. Fakat, sütü köpürtmek için vakit henüz erkendir.

02-s.jpg

01-s.jpg

03-s.jpg

04-s.jpg
Süt beyazı tenli nanny’ler, kavrulmuş yer fıstığı tenli Romana’lara göre bir hayli yavaş ve telaşsız adımlarla kiliselere doğru yürürler. Mavi, beyaz ibadet giysileri içindeki vücutları, meydanlarda apaçık varlığını ilan eden maskülen heykellerin tersine, tamamen bol kumaşların arkasına saklanmıştır. Başları hafif önde, çekingen bir tavırla birkaç kişilik gruplar halinde ilerlerler.

22-s.jpg

12-s.jpg

08-s
Gıcır gıcır parlatılmış ayakkabılar giyen, başlarına kep veya fötr şapka takmış beyaz yakalı Romalılar, üzerinden geçip gittikleri sokaklara genzi yakan parfüm kokuları bırakırlar. Yasemin, amber, baharat, çam, deniz, turunç meyveleri, okaliptüs, sandal ağacı… Birkaç adım ötede, kafelerin graffiti yapılmış kepenkleri yukarı doğru kayar ve sesi sokakta yankılanır. Anahtar sesiyle birlikte, mekanlar artık yeni güne açmıştır kapılarını.

14-s

15-s

Günün tamamen doğup, güneşle buluştuğu saatlerde çiçekçiler tezgahlarını meydanlara döşer. Bunlar, sarı, yeşil, kırmızı tonlarında çiçeklerin üzerlerine sıkılan spreyle, daha da güçlü koktuğu, yoldan geçenlerin hem bu kokuya hem de renklere karşı koyamadığı saatlerdir. Gözlüklü, takım elbise giymiş bir adam keseye sarılı bir lale demeti alır. Ellerini arkasında kavuşturarak bir kadına doğru yürür. Çiçekçiler birbirleriyle sohbet etmeye, şakalaşmaya başlarken gün, son kalan maviliğini de üzerinden atmıştır. Artık harekete geçme vaktidir: Yük taşıyan kamyonlar, renkli Vespa’lar, sepetleri yıpranmış bisikletler, ape diye anılan mini pikaplar, dar sokaklardan dönmesini becerebilen usta şoförlerin hareket vaktidir.

10-s.jpg

Gazete ve dergi bayileri kepenklerini kaldırıp, minicik oda benzeri bölmelerine geçerler. Küçücük pencereler ardından -eğer boyları kısaysa- bazen kafaları bile zar zor görülür. Kahvaltısını çoktan yapmış olan Romalılar işlerine gitmeden önce veya evlerinde yapacakları sabah keyfi öncesi bu bayilerden çeşitli yayın satın alırlar. Cerca News, Il tempo, Il Faro, Rome Post

05-s

Meydanlardaki havuzlardan yükselen su sesleri, meydanı yavaş yavaş dolduran turistlerin yabancı aksanlarına karışıp gider. Kalabalık gruplar, heybetli heykelleri ve havuz kenarlarını çok sevdiklerinden, fotoğraf çekilmek için şehrin meydanlarını adeta işgal ederler. Fotoğraf sırasını bekleyen bir turist, çeşme başında ellerini yıkar. Hatta biliyorsa; musluğun deliğini eliyle kapar ve üstten akan suyu kana kana içer. Ressamlar bu saatlerde, Piazza Navona’nın, Fontana di Trevi’nin, Piazza di Spagna’nın resimlerini çizmeye başlar. Fırçalarını şövaleler üzerinde bir ileri bir geri götürürken bir yandan da, gözleriyle gelip geçen müşterileri keserler.

foto at.jpgMeydanlarda, kırmızı elbiselerini giymiş atlar, şık giysili sürücüleriyle hazır olda bekler. Müşteri geldiği gibi Via del Corsa, Piazza Navona, oradan gerisin geri Piazza di Spagna

13-s.jpg

11-s

25-s.jpg

Meydanların yanlarına sıralanmış şarküteri dükkanları ve macelleria denen kasaplarda çalışanlar, günün ilerleyen saatlerinde daha da yorulacaklarını bilir. Bu yüzden, birçoğu en ağır işleri sabahın ilk saatlerinde yapmaya başlar. Bütün gücüyle etleri kesen kasap, bembeyaz önlüğü lekelendikçe sanki daha da tatmin olmuş bir şekilde yorulur. Gelen müşterilere kurutulmuş et veya parmesan tadımı yaptıran şarküteri çalışanı ise kasap kadar yorulmasa da birkaç kahve molası dışında ara vermeye pek fırsat bulamaz.

06-s.jpg

19-s.jpg

Tüm gün akan çeşmeler ve meydanların ortasındaki fıskiyeler, günün ilerleyen saatlerinde yavaşlayıp, sonra yeniden hızlıca akmaya devam eder. Güne yayılan ve bitmek bilmeyen su sesleri bu şehrin en özgün seslerinden biridir. Ortasından nehirler geçen bir şehre de doğrusu bu yakışır! Heykellerin bedenlerini yalayıp geçen suların akışını izlemek de sonsuz bir geçit töreni izlemek gibidir. Campo de Fiori meydanının çeşmesinden gelerek, kıvrımlı ve oluklu taşların arasından süzülüp, her sabah kurulan pazarın atık malzemeleriyle buluşur su. Ezilmiş muz, enginar, çilek, marul, biberiye, nane… Hepsi çeşme sularıyla karışır ve etrafa buzdolabında uzun süre unutulmuş meyveye benzer bir koku salar. Tarihi forno’dan günün her saati çıkan foccaccia sayesinde, günün nerede başlayıp nerede bittiğini kestiremez insan. Campo de Fiori’nin ekmek ve poğaça kokuları zamansızdır.

foto ağaç-s.jpg

26-s

Akşamüzeri, hışırdayarak sanki aralarında konuşan yapraklar, rüzgarın gücüyle daha hızlı bir ritme kavuşur. Havaya hışır hışır, mis gibi bir yaprak kokusu hakim olur. Tek tük de olsa, mekanların masaları insanlarla dolmaya başlar. Siesta sonrası işe dönmüş ve şimdi yeniden sokaklara dökülen insanların şen kahkahaları, “r” harfi baskın kelimeleri, kendini tekrar eden melodik sesleri kadeh tokuşturma sesleriyle yarışır. Beyaz veya roze rengi şarap içen kadınlar, rujlarını tazeler. Bu saatlerde içilen her şarabın kadehinde muhakkak kırmızı bir ruj izi vardır.

17-s


29-s

foto sokak gün batımı-s

27-s.jpg

Roma’nın gün batımında, kapalı alanları tamamen terk eder insanlar. Evlerinden, okullarından, iş yerlerinden, butiklerden, manavlardan, şarküterilerden, berberlerden, kafelerden çıkarlar. Günün en güzel saatini; Spritz üzerine konan portakal rengindeki o saati kutlamak için sokaklara dökülürler. Bir tek atölye sakinleri kapalı kapıların ardında kalmaya devam eder. Onlar için gün bitmemiştir, hatta gecenin ilhamıyla beraber yeni başlıyordur. Tahta, sigara, boya kokuları arasında, dışarıdaki lacivertleşen güne pencere ardından bakarlar. Yağlı boyalarından kadın gövdeleri damlar tuvallerine. Ahşaplar oyularak büstleri, vücut kıvrımlarını, başları oluşturur. Başka bir ahşap yağlanarak, üzerine kemanın ince telleri gerilir. Diğer atölyede, bir sandalye hayat bulur. Yanı başında duran ceviz ağacı masaya birkaç dakika sonra eşlik edecektir.

31-s.jpg
Caffe Peru’nun önü insanlarla dolar. Aperitivo saati, arabaların üzerine kadehlerini bırakarak ayak üstü sohbet edenler, günün bütün yorgunluğunu bu daracık sokakta atmaya hazırdırlar. Mekanın barmenleri birbiri ardına Aperol Spritz, Negroni, Martini – gin tonic, Americano hazırlar. Pace sokağında bir barda, bir babayla oğul bira tokuşturur. Oğul, çerez tabağındaki bütün soslu mısırları yer. Babaya sadece leblebi ve fındık kalır. Baba bir süre daha barda oturmaya devam eder, oğlu ise rafa koyduğu kaskını alıp, Roma’nın hareketli sokaklarına doğru motoruyla yola koyulur.

33-s.jpg

32-s

Dar ve sert kıvrımlı sokaklarda, araba ve scooter sesleri saat ilerledikçe artmaya başlar. Mekanların önce dış, sonra iç kısımları insan sesleriyle dolup taşar. Binaların güneşi gören cepheleri, turuncu bir filtreden geçirilmiş gibi, kendi renklerinin baskınlığına inat, güneşin rengine bürünür. Bu saatlerde hemen hemen her şey güneşin rengine teslim olur. Billboardlar, ev ve araba camları, renkleri fark etmeksizin dökülen boyalı duvarlar, köpek tüyleri, gözlük camları, çatılar ve teraslar, ağaçların gövdeleri ve hatta insan yüzleri bile.

18-s.jpgBar del Fico önünde satranç turnuvasının artık son ayağına gelinmiştir. Karanlık çökmeden önce sok kez yenenler ve yenilenler şakalaşır. Etraflarında onları izleyen “seyirci” de yavaş yavaş ayaklanmaya başlar.

28-s

30-s.jpgBulutların alttan üste, yeşil, koyu mor, beyaz, pembe ve en tepesinde turuncu olacak şekilde iç içe geçtiği o saatlerde, hayatın ne kadar güzel olduğunu sanki kendilerine bir kez daha söylemek istercesine buluşurlar. Birbirlerinden habersiz, aşklarını, acılarını ve pişmanlıklarını bilmeden aynı yerlerde bir araya gelirler. Barların şehri tepeden gören teraslarında, restoranların önüne dizilmiş bembeyaz örtülü yemek masalarında, gündüz kahve gece kokteyl içilen mekanların bar taburelerinde, sabah asılmış ve artık kurumuş olan çamaşır kokularının sindiği daracık balkonlarda, okuldan çıkacak çocuklarını almak üzere bekledikleri meydanlarda, demiri buz gibi soğumaya başlayan banklarda, genişçe bir meydana çıkan merdivenlerin basamaklarında… Birbirine yabancı olmaktan korkmayan ve birbirini tanımasa dahi bir araya -sanki gizli sözcüklerle anlaşmış gibi- gelen bir sürü Romalı.

21-s.jpg

24-s.jpg

Nanny’ler manastırlardan çıkar ve bu defa hızlı adımlarla evlerine ilerler. Rahipler kiliselerin kapısına kilit vurur. Bahçıvanlar saray bahçelerini son bir kez sulayıp, önlüklerini çitlerin üzerine asar. Günün siyaha bürünmeden önceki son turuncusu önce sarı, sonra mavi ve sonra koyu lacivertle buluşmayı bekler. Son olarak da tüm görevini siyaha teslim etmeyi…

37-s.jpg

38-s.jpg

36-s

39-s.jpg

34-s
Gece siyahla kaplandığında, Cappellari sokakta iki türlü hayat devam eder: Biri restoran ve kafelerde, diğeri de atölyelerde. Atölye pencereleri ardından olan biteni görmek için, dükkana daha da yaklaştığınızda sahibiyle veya çırakla göz göze gelirsiniz. Romalılar yabancılarla göz göze gelmekten hiç çekinmez.

40-s

İnsan gürültüsüne bir müzik eşlik eder. Loş ışıkların aydınlattığı sarı sokaklarda, kendini, kendi Roma filmini çekerken bulur insan. Bir sağa, bir sola kalçasını kıvırarak yürüyen kadının gölgesi kabartmalı duvarlara yansır ve git gide büyür. Her an bir evin kapısı açılacak, yakışıklı bir bey çıkacak ve o kadınla sokağın ortasında dans edecek gibi gelir. Gecenin en gizemli, en bilinmez ama belki de en özgür saatleri başlar. Yemekler yenmiş, kana biraz şarap karışmıştır. Kırmızı artık daha kırmızı, siyah daha siyahtır. O saatten sonra, Roma’da karşılaştığınız her güzelliğin artık bir adı vardır. İşte aşk da, Roma’yı sevmesini bilene bu saatten sonra mübahtır.

foto gece2-s.jpg

foto gece-s.jpg

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s