Hayatın Sokaklarda Aktığı Bangkok’ta 4 Gün // BÖLÜM I

50-s.jpg

00-s

Bangkok’tan İnsan ve Nesne Manzaraları için tıklayın.

Bangkok, yıllar önce bir dergide karşıma çıkan, tek tek okuyup sayfalarını kıvırdığım ama ne zaman gideceğimi kestiremediğim bir şehirdi benim için. 2017 yazına yaklaşırken, ani bir kararla Singapur ve Kamboçya gezimizin arasına sıkıştırılmış, Tayland’ın baş şehriydi. Yabancıydı, merak uyandırandı, karmaşıktı. Gece hayatından, seks turizminden sıkça söz ettiriyor, bol acılı Tay yemekleri dilden dile dolaşıyordu.

Bangkok’a kara sınırından (Siem Reap’ten otobüs ile) giriş yapar yapmaz bende uyandırdığı his: Bu şehrin gerçekten karmaşık, yabancı ve zor bir şehir olduğuydu. Taksicilerin turistleri dolandırma arzusu, dil bariyeri, harflerin bilinmezliği, etraftaki her şeyin kafa karıştırıcı olması…

Peki ilk başta zor gelen, sırrını yavaş yavaş veren ve sonunda sevmek ile nefret etmek arasında bir çizgide kaldığınız bu şehir nasıl bir yerdir?

02-s.jpg

Bangkok, Taycada resmi olarak “Krung Thep Mahanakhon Amon Rattanakosin Mahinthara Yuthaya Mahadilok Phop Noppharat Ratchathani Burirom Udomratchaniwet Mahasathan Amon Piman Awatan Sathit Sakkathattiya Witsanukam Prasit” adına sahip, dolayısıyla da en uzun yer adına sahip bir şehir. Halk arasında ise ismi “Krung Thep (Melekler şehri)” olarak anılıyor. Bende tam olarak bir “melekler şehri” etkisi yaratmasa da, gecenin gizli melekleriyle her an, her köşe başında karşılaşabilirmişim gibi bir his uyandırdı. Sokaklar geceleri karanlık, yer yer neon ışıklarıyla aydınlatılmış, köşe başları taburelerin üzerinde vakit geçirmeye çalışan kadınlarla dolmuş, birbirinden farklı yemek kokularıyla insanı sarhoş eden bir havaya sahipti. Gecenin en karanlık saatlerinde bile sokaklar asla tedirgin etmedi, gecenin gizli meleklerini yer yer karşımıza çıkardı. Günün sonunda Bangkok’u sevdim, kendimi ona bıraktım ve güzellikleriyle hiç ummadığım yerlerinde karşılaştım.

03-s.jpg

1782’de kurulan şehir, hala krallık sistemiyle yönetiliyor. Geçtiğimiz sene vefat eden krallarına Bangkoklular çok fazla saygı duyuyor ve O’nun fotoğraflarına her yerde yer veriyor. Bankada, markette, metro istasyonunda, tapınak çevrelerinde, dükkanlarda, mekanlarda…

Çok sayıda Budist ve Hindu tapınağı olan şehir, Güney Doğu Asya’nın da ekonomi anlamından en gelişmiş şehri. Aynı zamanda büyük şehirler arasında dünyanın en sıcak büyük şehri olarak geçiyor. Eğer yağmurların yağdığı dönem (Mayıs-Ekim arası) ya da biraz öncesinde gidiyorsanız bir o kadar da nemli.

01-s.jpg

05-s.jpg

04-s.jpg
Ortasından geçen Chao Phraya nehri etrafında dizili bölgelerinden en çok adlarını duyacağınız: Old city, Riverside, Chinatown, Siam, Silom, Bang Rak, Sukhumvit, Sathorn, Pratunam, Khaosan Road ve Petchburi. Patpong ise gece hayatı denilince ilk akla gelen isim. Yan yana sıralanmış barların, striptiz kulüplerin ve genelevlerin olduğu yer.

Bizim dört günümüz nasıl geçti, neler yaptık, neler yedik, nereleri gezip gördük? Bangkok’un en çok nesini sevdik? Bu kısa videoda ve tabii ki aşağıdaki yazıda detayları bulabilirsiniz.

***  Video için tıklayın  ***

06-s.jpg

1.Gün

Bangkok’un ilk gününde Taylandlı bir arkadaşımızla buluşmak üzere Bang Rak bölgesine gidiyoruz. Bu bölgede, hipster mekanlar, galeriler ve barlar yer alıyor.  Sonrasında da Silom bölgesini ve orada yer alan bol klimalı birkaç alışveriş merkezini* geziyoruz.

*Normalde hiçbir seyahatte alışveriş merkezi gezmek aklıma gelmez ama Bangkok farklı. İnanılmaz güzel tasarım ve butik dükkanları var bu alışveriş yerlerinde.

Akşam üstü Chinatown’a (Yaowarat Road) gelip Çin restoranlarından dışarı yayılan sirke, soya ve sarımsak karışımı kokusunda, kafamızı döndüren neon renklerin arasında sokaklarda kayboluyoruz.

Luka Cafe: Bangkok’un son yıllarda ardı ardına açılan konsept mekanlarından biri. İçerisi ferah, kendilerinin ‘blend’ yaptığı çayları lezzetli. Bir kısmında tasarım ev eşyalarının ve aksesuarların satıldığı mekanın kafe bölümünde oturup bir çay molası verebilirsiniz.
4/3 Pan Rd, Khwaeng Silom, Khet Bang Rak

07-s.jpg

Wor. Ratsamee: Silom bölgesinin en eski Tay restoranlarından biri. Bangkok tatları denemekten kaçınmıyorsanız burayı da listeye ekleyin. Ev yapımı, pirinçten yapılan tel şehriyeleri (noodle) domuz eti suyunda, dışı hamur kaplı köftelerle servis ediyorlar. Baharatlı sosları da koyup afiyetle yerken, mekanın her köşesinde ayrı bir antika eşyanın olduğunu fark ediyorsunuz.
Silom 2/1, Khwaeng Silom, Khet Bang Rak

09-s-ear sair.jpg

08-s-ear sair.jpg

10-s-ear sair.jpg
Ear Sair: Tabelasında Tayca yazıldığı için bu kahve evini bulmakta biraz zorlansak da, yerlilerin yıllardır alışık olduğu buzlu kahve içme ritüelini burada gerçekleştiriyoruz. İçerideki herkes yerli, haliyle biraz garip karşılanıyoruz. 1927’den beri açık olan bu kahvecide 20 Baht’a buzlu bir “Kaffee Yen Boran” söyleyip, biz de etraftaki yaşlı amcaları izlemeye başlıyoruz.
2 Phat Sai Khwaeng, Chinatown

11-s.jpg

Khao Gaeng Jek Pui: Chinatown’da geleneksel yemek için gidilebilecek bir mekan. Yeşil ahşap fonunun önünde bir sürü insan, kırmızı taburelere yerleşmiş iştahla yemek yiyor. “Thai chicken & rice” (Tay tavuğu ve pilav) ile ünlü olan 70 yıllık sokak restoranında, yemeğinizin üzerine “gari curry” sosu dökmeyi unutmayın. Mekan 15:00’ten sonra açılıyor.
Mangkon Road ve Charoen Road köşesinde

12-s-çaycı.jpg

Sen Xing Fa: Çin mahallesinde yer alan en ünlü çaycılardan biri. Yaprak çayı almak için ideal. Özellikle sweet oolong, milk oolong, yeşil çay ve çiçek çayları tavsiye ediliyor. Benim favorim ise kesinlike sweet oolong çayı.
Soi Leng Buay Eia, Yaowarat Road (Chinatown)

13-s-nai ek roll.jpg

Nai Ek Roll Noodle: Bu mekan günü sonlandırdığımız, keyifle ziyafet çektiğimiz tarihi 1960’a dayanan bir restoran. Özellikle dışı çıtır bir karışımla kaplanıp kızartılan ya da haşlanan domuz eti yemeğiyle ünlü. “Crispy pork with rice” (pilav yanına çıtır domuz) ile sevdiğimiz ve iki gece üst üste geldiğimiz bu mekanı eğer et yemeklerine karşı mesafeli değilseniz not edin. Veganlar için tofu ve sebze yemeği seçenekleri de mevcut.
426 Yaowarat 3 Alley

15-s-khanom pang jao.jpg

14-s-khanom pang jao

Khanom Pang Jao Gao: Eğer Chinatown’da Lek & Rut seafood restoranı karşısında, önünde upuzun kuyruk olan bir sokak satıcısı görürseniz burası Khanom Jao Gao. 18 Baht’a kızartılmış özel bir tür ekmeğin arasına konulan çikolata, karamel ya da reçel seçenekleri var. Bir nevi Tay krep’i gibi bir şey. Özellikle çikolata soslusunu tavsiye ederim. Sıraya girmeden kenarda yer alan kağıtları alıp, içine ne koyduracağınızı ve kaç adet istediğinizi işaretliyor, sonra da o kağıdı tezgaha koyuyorsunuz. Geriye sadece dakikaları saymak ve tatlı krizini bastırma hayalleri kurmak kalıyor.
Lek & Rut Seafood karşısı, Yaowarat Road (Chinatown)

16-s-bang krachao

2.Gün

İkinci günümüzde Bangkok’un kaotikliğine verilebilecek en güzel arayı veriyoruz. Bir bota atlayıp yemyeşil Bang Krachao’ya gidiyoruz. Güne şehrin en güzel yerinde, “green lung” diye anılan bölgede başlıyoruz.

18-s-bang krachao

17-s-bang krachao

Bang Krachao: Bangkok’un yemyeşil kalmış bir bölgesi olan Bang Krachao, zamanında Tayland’a göç eden Burmalıların yerleşkesiymiş. Bugün ise Taylandlıların yaşadığı, içerisinde hiçbir şekilde ticari ve endüstriyel aktivite olmadan, doğayı ve kültürü muhafaza etmeye yönelik korunan bir alan. Yeni inşaatlara, fabrikalara izin verilmiyor, yerlilerin evleri ve ortamı korunuyor. Bisiklet alanları, orman yolları, yürüyüş yolları ve küçük nehirler var.

Biz de buraya Klong Toey Port’tan* (dikkat pier değil, port!) bindiğimiz bir botla 10 dakikada vardık. Botlar kişi başı tek yön 10 Baht. Vardığınız pier’den 1 saatlik bisiklet kiralamak ise 50 Baht. Pier’e vardığınızda kağıt haritalardan almayı unutmayın, böylece park ve diğer alanları kolaylıkla bulabilirsiniz.

Dar orman yollarından geçmek, yerlilerin hayatlarına tanıklık etmek ve sadece kuş sesleri eşliğinde bisiklet sürmek inanılmaz güzel bir deneyim.

19-bang krachao map

*Burayı bulmadan önce, Google Map’te yanlış belirtildiği için önce Klong Toey Pier’e gittik ve oradan hiçbir botun kalkmadığını gördük. Bu sebeple Klong Toey Port’u bilen bir taksiyle gitmek gerekiyor. Hemen yakınında tapınak var, taksiciye o tapınağı da gösterebilirsiniz giderken.

**Burada daha uzun kalmak ve doğayla baş başa bir gün geçirmek isterseniz, ekolojik otel tasarımı ödülleri almış Bangkok Tree House’da kalabilirsiniz.
http://www.bangkoktreehouse.com/

20-s.jpg

Heng Chun Seng Beef Noodles: Bang Krachao dönüşü yolumuzun üzerinde yer alan bu mekana geliyoruz. Burası yerlilerin çok sevdiği, 16:00’ya kadar servis veren bir restoran. En meşhur yemeği “beef soup with jasmine rice or noodles” (yasmin pirinç veya noodle ile servis edilen et çorbası). Bu yemek, et ve organ odaklı olduğundan herkese hitap etmeyebilir, ağır gelebilir. Bir diğer seçenek “maw fai neau bua” içinde organları olmadan sadece et parçaları olan bir sulu yemek. Daha hafif, bizim damak tadımıza daha uygun. Benim favorim ise sokak yemekleri arasında sık sık gördüğüm ama cesaret edip sokakta yiyemediğim bir lezzet: “Moo satay”. Yani şişlere geçirilmiş soslu domuz etleri. Görüntüsü bizim şiş tavukları andırıyor, sosun acısı tam kıvamında. Ortası delikli ve kömürlü özel kaplarda gelen çorbaları ise yine çok tavsiye edilen bir diğer geleneksel yemek. Burada yiyeceğiniz her şey güvenilir, lezzetli ve yerel. Nasıl bir şey seçeceğiniz ise tamamen alışkanlıklarınıza ve cesaretinize bağlı.
133 Thanon Sunthon Kosa Rama IV. Road, Khwaeng Khlong Toei (Khlong Toey market’ın arka tarafında)

20-s-grand palace

Grand Palace

Bangkok’un yerel yüzünü yeteri kadar gördüğümüze emin olup araya turistik birkaç nokta sokuyoruz. Öncelikle Grand Palace’ı görüyoruz. Burası şüphesiz Bangkok’un en turistik yeri. Girişinde sizi kandırmaya çalışan “bugün kapalı, gelin tuk tuk ile sizi başka tapınaklara götüreyim” diyen tuk tukçu’lar önünde gruplar halinde. Saraya ve etrafındaki tapınaklara girebilmek için girişte kişi başı 500 Baht ödemeniz gerekiyor. Biletler 08:30 ile 15:30 arası satılıyor.

23-s-wat pho.jpg

22-s-wat pho

21-s-wat pho
Wat Pho Tapınağı: Wat Pho’ya giriş ise daha ucuz ve kolay. Yine burada da, “şortla giremezsiniz” gibi cümleler sarf ederek sizi yarı yoldan döndürmeye çalışan tuk tukçu’lar mevcut. Endişe etmeyin; size girişte ücretsiz verilen şallar sayesinde şortla da, etekle de, kolsuz bluzla da girebilirsiniz. Bu tapınağa giriş ise kişi başı 100 Baht.

24-s-wat pho

Wat Pho’nun en önemli özelliği, içerisinde Tay masajı dersleri veren bir kursun ve masaj salonunun, dünyanın en büyük Buda heykellerinden biri olan Reclining Buddha heykelinin ve çevresinde ihtişamlı tapınakların olması. 46 metre uzunluğunda, altın kaplama Buddha heykeli doğrusunu söylemek gerekirse oldukça etkileyici ve bu tapınağa gelmeye değer kılıyor. 08:00 and 17:00 arası ziyaret edebilirsiniz.
Maharat Road, Old City (Rattanakosin)

Petit Payton Travelogue Café: Taylandlıların en ünlü yemeği olan “pad thai” yemek için yolumuzu turistik gezi sonrası Maha Chai yolu üzerine düşürüyoruz. Yemeğe kadar olan zamanımızı biraz “batı” havaları estiren bir kafede geçiriyoruz. Bir hostelin içine dahil olan bu kafede Fransız tatlıları, milkshake’ler, meyve suları ve çeşitli çaylar bulabilirsiniz. Ortamı nostaljik Fransız tarzında, içerisi serin, ferah. Yere döşenmiş karolarını ve lavabonun yer aldığı arka kısmını özellikle seviyorum.
204 – 206  Mahachai Road Sumranrat  Phra-Nakorn

25-s-thip samai.jpg

26-s-thip samai.jpg

Thip Samai: Pad thai yemek için sıkça bahsi geçen bu lokantaya gelip, açılış saati olan 17:00’de içeri girip, sıra beklemeden hemen yerleşiyoruz. Pad thai; incecik pirinçten yapılmış noodle’ları kızartarak beraberinde soya filizi ve karides, ıstakoz gibi deniz ürünleri ya da yumurtayla kömür ocağında pişirip sundukları bir yemek. Ben en çok kapalı omlet içinde gelen karidesli (prawn) pad thai’yi tavsiye ederim. Hayatımın tadı diyemesem de denemeye değer. Eğer tatlı portakal seviyorsanız, yanında taze sıkılmış portakal suyundan da istemeyi unutmayın.

**Kapı 17:00’de açılıyor, sıraya kalmamak için yarım saat önce gitmekte fayda var.
313-315 Maha Chai Rd, Khwaeng Samran Rat, Old City (Wat Saket’e yakın)

27-s-tep bar.jpg

28-s-tep bar

Tep Bar: Bangkok’ta en sevdiğim mekan burası oluyor. Kaldığımız hotelin hemen arka sokağında yer alıyor. Lezzetli atıştırmalıklarından isteyebilirsiniz, yanına da Tayland viskisi ile yapılan kokteyllerinden. Ortam loş, samimi ve barın dekoru çok güzel. Özellikle tavan ve duvarlardaki ince detaylara dikkat edin. Hafta içi her akşam, sahne alan gruplardan geleneksel Tayland müziği dinleyebilirsiniz. Özellikle Thai Sabai kokteyli (Tayland viskisi ile) eşliğinde lime suyu, papaya ve özel soslarla yapılan “som tum” salatasını tatmanızı öneririm.

** Pazartesi kapalı. Cumartesi-Pazar 01:00’e kadar açık. Diğer günler 00:00’a kadar açık. Her akşam canlı müzik var. Yerel gruplar çıkıyor ve geleneksel Tayland müziği yapıyorlar.

69 -71, Soi Yi Sip Song Karakadakhom 4, Pom Prap, Pom Prap Sattru Phai (Chinatown’a çok yakın)

BÖLÜM II için tıklayın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s