MILANO GEZİLECEK YERLER // 72 Saatte Tat, Dene, Gör, Keşfet

foto4-s

foto6-s

MILANO CEP KEŞİF REHBERİ

Bir şehre gitmeden önce kafada önce sorular belirir. Sonra o sorulara cevap olacağını varsaydığımız rehberler, kitaplar, arkadaş tavsiyeleri, fotoğraflar… Milano, sorduğum bazı sorulara aldığım cevaplarla tamamen örtüşmeyen bir şehirdi. Endüstriyel, yorucu, fazla duygusuz, gri yorumlarının tam tersi bir Milano ile karşılaştım. Endüstriyel bir yanı olduğu kadar tasarımla iç içe, yorucu kısımlarından çok dinlendirici, duygu dolu, yaşam dolu, yeşil-mavi-sarı tonlarındaydı. Sonra düşününce şöyle bir kanıya vardım; en turistik doğal olarak da en kalabalık noktalarını şöyle bir gezip geçen bu şehri pek sevmiyor, yerlilerin tavsiyelerine kulak asıp daha detaylıca gezen ise bu şehri çok seviyordu.

Roma’ya olan tutku ve aşkımın yanında, Milano’ya duyduğum masumca bir arkadaş sevgisi gibi kalır ama rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki; Milano’da güzel vakit geçirmek, mutlu olmak ve gezi sonunda tatmin olarak dönmek gayet mümkün.

foto7-s

foto12-s.jpg

Durini

foto13-s.jpg

foto14-s

1.Gün // Sabah

Panini Durini: Şehre ilk vardığınızda, dış kısımda masalarına oturup, önünüzde geçen inanılmaz şık insanları, takım elbiseyle bisiklete binenleri ve nezih Milanoluları izleyebileceğiniz aynı zamanda lezzetli sandviçler yiyip, meyve suları içebileceğiniz bir “panino” zinciri. Roastbeef’li sandviç özellikle tavsiyem.
Via Durini, 26

Duomo ve Galleria Vittorio Emanuele II: Sabahın erken saatlerinde henüz kalabalık yoğunlaşmadan, Milano’nun en turistik noktası olan Duomo kilisesi ve çevresini gezebilirsiniz. Galleria’nın, İtalya’da sık sık karşılaşacağınız mimarisine bayılacaksınız. 1861’de yapılan, dünyanın en eski alışveriş galerilerinden biri. Dükkan fontları nostaljik, hepsi aynı dili konuşuyor. Libreria Bocca, bu galeri içindeki en eski dükkânlardan biri. Sadece girip kitaplarına bakmak bile keyifli.

Camparino in Galleria: Galerideki bir diğer nostajik yer ise Campari içkisinin ortaya çıktığı bar olarak geçen mekan. Dış kısmına oturup, Campari eşliğinde gelip geçeni izlemek Milano’nun en klasik olmazsa olmazları arasında. “Aperitivo” saatlerinde 5 €’ya içki yanına ücretsiz atıştırmalıklar da oluyor.
Angolo Piazza Duomo, Galleria Vittorio Emanuele II

foto10-s

Brera

foto15-s

foto16-s

Öğle

Brera ve Via Madonnina çevresi: Bu bölgelerde Milano’nun rengarenk evlerini görüp, sokak aralarında kaybolabilirsiniz. İnsan ölçeklerine daha yakın mimarisi, dar sokakları ve günlük hayatı izleyebileceğiniz ortamı ile benim bu şehirde en sevdiğim yer oldu.

Pinacoteca Brera: Milano’nun en eski resimlerini görebileceğiniz bir müze. Tek başına tarihi binası ve avlusuyla da etkilemeye yeter.
Via Brera 28 // Pazartesi kapalı.

foto18-s

Navigli

foto19-s

foto-20-s

Akşam

Navigli: Navigli bölgesi geceleri en canlı olan bölge. Kanal etrafına kurulmuş barlar, aperitivo zamanı dolup taşan kafeler, sokaklarında ellerinde birayla keyif yapan öğrencileri ile çok canlı bir bölge. Tek kusuru bu canlı bölgenin restoranlarının biraz turistik olması.

foto22-s.jpg

foto23-s.jpg

Mag Cafe: Aperitivo zamanı kokteyl ve atıştırmalık için gidilebilecek bir bar. İçi eşyalarla ve karmaşık dekorlarla dolu, müzikleri güzel, klasik kokteylleri başarılı.
Ripa di Porta Ticinese, 43

Empanadas Argentinas: Etraftaki aşırı turistik pizzacıları ve lokantaları es geçerek bu sevimli Arjantin büfesine gelirseniz, “empanada” yiyip, geceye Navigli sokaklarında kaldığınız yerden davam edebilirsiniz. Müşterilerin tamamının yerli olmasına güvenip, böyle mekanlar keşfetmek yerinde oluyor.
Ripa di Porta Ticinese, 27

foto25-s.jpg

San Colonne di Lorenzo: Geceyi burada devam ettirmeniz eğlenceli bir karar olur. Bu uzun kolonlar altında gençlerin yüksek sesle konuşmasını izlemek, bu meydanda oturup etrafa bakınmak çok zevkli. Sanki herkes sokakta ve içlerinden “özgürlük sokaklarda” diye fısıldıyorlar!

foto26-s.jpg

Le Colonne Gelateria: Hemen üstteki meydanın yakınlarında yer alan bir krepçi-dondurmacı. Nutellalı ve krema soslu krep’inden yiyerek, geceyi böyle tatlı bir seçimle sonlandırıyoruz.
Corso di Porta Ticinese, 75

foto27-s.jpg

2.Gün // Sabah

Panzerotti Luini: Güne “panzerotti” yiyerek başlıyoruz. Luini’nin hemen karşısındaki meydanda oturup, ıspanaklı peynirli panzerotti’lerimizi mideye götürüyoruz. Panzerotti içi farklı malzemelerle doldurulmuş kızarmış hamur, Puglia bölgesinden geliyor.
Via Santa Radegonda, 16 // Pazar kapalı.

foto29-s.jpg

foto30-s.jpg

10 Corso Como: Milano’nun en “cool” ortamlarından biri. Kafesi, galerisi ve dükkanı gerçekten tasarım kokuyor. Önce galerisini ve tasarım dükkanını gezip sonrasında girişte yer alan kafesinde kahve-tatlı keyfi yapabilirsiniz. Bu kültürel mekandan ayrıldıktan sonra Corso Como sokaklarının dolaşabilirsiniz.
Corso Como 10 // 10:30-19:30

foto-lokanta.jpg

Öğle

Osteria Don: Milano’da en sevdiğim restoran. Bizdeki esnaf lokantası mantığında çalışıyor, 15:00’e kadar hizmet verip 19:45’te yeniden açılıyor. Her şey geleneksel İtalyan yemeklerinden oluşuyor. Menü yok fakat günlük menüyü sorarsanız sıfır İngilizce ile anlatıyorlar. Eğer sürprizleri severseniz, kendinizi sahibinin güvenilir ellerine bırakın ve kendinize başlangıç-ana yemek ve tatlıdan oluşan bir ziyafet çekin. Biz gnocchi, pesto soslu makarna, filetto di manzo (sığır eti) ve tatlı olarak profiterol bianco yiyoruz ve gayet memnun ayrılıyoruz. Yemekleri bir yana; samimi ortamı, çalışanların güler yüzü ve öğlen saatlerinde içeriyi dolduran İtalyanların neşesi ile Milano’nun favorilerinden.
Via Varese, 17

foto32-s

foto31-s.jpg

Fondazione Prada: Karnımızı doyurduktan sonra çok merak ettiğimiz Fondazione Prada’ya gidiyoruz. Burası Milano’nun en ünlü yeri ama gittiğimizde kalabalık olmayışı bizi sevindiriyor. Burası 1910’da içki imalathanesi olarak kullanılan binaların mimari bir şirket tarafından yenilenip, sanat ve kültür alanına çevrilmesinden oluşuyor. Galerileri gezmek isterseniz 10 €, fakat avlusunu, bahçesini gezmek ücretsiz.

Largo Isarco, 2 // Salı kapalı.
Metro ile ulaşım: M3 Lodi T.I.B.B. durağı.

foto33-s.jpg

foto34-s

Bar Luce: Fondazione Prada içinde yer alan bu kafe, Wes Anderson tarafından tasarlanmış. Haliyle renkler, mobilyaların tasarımı göz alıcı. Burada tatlı yiyip, gelen insanların nasıl büyük bir heyecanla fotoğraf çektiklerini izlerken bir yandan da dinlenmiş oluyoruz.
Salı hariç her gün 09:00-22:00 arası açık.

foto35-s.jpg

foto36-s.jpg

Akşam

San Lorenzo bölgesi: Akşama doğru San Lorenzo bölgesinin arka sokaklarını geziyoruz. Buradaki mahalle yaşamı özellikle hoşumuza gidiyor.

Via Gian Giacomo Mora: Bu sokağa yürüyüp, bu sokak üzerinde yer alan vintage butikleri geziyoruz. Ayrıca çok tatlı, küçük barlar da var. Aperitivo için tercih edilebilir. Mavi panjurlu evleri, avluları, birbirini tanıyan insanları izleyip, Milano’nun yine en sıcak yüzüyle karşılaşmış oluyoruz.

Burger Wave: Akşama doğru canımız fast food çekiyor ve yerlilerin en sık tercih ettiği yerel zincirlerden birine gidiyoruz. Hayatımın burger’ı olmasa da, gayet lezzeti yerinde burger’lar yiyip, geceye farklı bir bölgede devam etme kararı alıyoruz.
Corso di Porta Ticinese, 59

Mom Café- Bar: Geceyi sonlandırmak için Milanoluların tercih ettiği bir bar. Aynı zamanda pizza-şarap ikilisi ve aperitivo için de geliniyor. Kalabalık barın önüne kadar taşıyor, içeriden ise genelde rock tınıları yükseliyor. Normalde daha sakin barları veya kokteyl barları tercih etsem de, burada biraz daha bu moda girmeyi, yerlilerin eğlenişini izlemeyi istiyorum. Barında oturup biralarımızı yudumlarken yarın sabahı planlamaya başlıyoruz.
Viale Monte Nero 51 // 19:00-02:00, Pazar kapalı.

foto37-s.jpg

foto38-s

3.Gün // Sabah

Cafe Pavé: Burası sabah kahvaltı saatinde dolup taşan bir kafe-pastane. Lezzetli, çıtır bir sürü çeşit kruvasanları, tartları, kekleri ve sandviçleri var. Özellikle marmelatlı kruvasanları denemeye değer. Ayrıca satın alabileceğiniz çikolata gibi kapalı ürünleri de var. Bir de ilk kez burada içtiğim naneli (mint milk) süt var ki farklı tatlara açıksanız denemelisiniz.
Via Felice Casati 27 // Pazartesi kapalı.

foto39-s

foto40-s.jpg

Öğle

oTTo: Çin bölgesine gelerek, Milano’nun nezih ve tasarım kokan diğer kısmından oldukça farklı bir yerini de görmüş oluyoruz. Bu bölgeyi gezip, buranın en “hipster” mekanı oTTo’ya uğruyoruz. İçeride herkes ya kitap okuyor ya laptop başında ders çalışıyor. Hatta mimarlık öğrencileriyle aynı masayı paylaşıp, sohbete başlıyoruz. Atıştırmalık ve taze sıkılmış meyve sularından söyleyip insanları izliyor, güzel müziklerle vaktin geçmesini bekliyoruz. Burası uzun saatler, kitapla, müzikle ve yazı yazmakla vakit geçirilmek için çok uygun bir yer.

Trenimiz akşam… Milano’nun son saatlerini bu çiçeklerle bezeli yeşil kafede tamamlıyoruz.
Via Paolo Sarpi, 8 // Her gün açık diyor ama gitmeden bakmakta fayda var. // 10:00-24:00

foto41-s.jpg

Akşam

Son günümüzü ağırdan alarak yavaş yavaş ilerliyoruz. Gördüğümüz manzaralar, tanıştığımız insanlar ve yediklerimiz sayesinde Milano’dan mutlu ayrılacağız.

Tramé: Venedik’ten çıkma bir tat olan ve ekmekleri de Venedik’te yapılan “tramezzini” denemek için buraya geliyoruz. Otto’da tanıştığımız kişiler bize burayı öneriyor. Bildiğimiz bir sandviççi gibi gözükse de, “tramezzini” denen sandviçlerin her bir çeşidini denemek farklı bir deneyim oluyor. Ayrıca gerçekten çok lezzetli. Tanesi 2.50 – 3:00 €’ya olan bu sandviçlerin farklı kombinasyonlarını denemenizi öneririm. Farklı içerikli sandviçlerden ve yanına Spritz söyleyerek son yemeğimizi de burada yemiş oluyoruz.
Piazza S. Simpliciano, 7 (Brera bölgesinde) // 10:30-22:00 her gün açık.

foto9-s.jpg

Ulaşım ve Konaklama

Milano’da çoğu yer birbirine ya yürüme mesafesinde ya da metro ile yakın. Bu yüzden ulaşım ile ilgili hiçbir problem çekmeyeceksiniz. Eğer sıkça metro kullanılacaksa haftalık turistik kartlardan alınabilir.

Konaklama için ise en iyi bölge bence Brera. Burası hem merkezi hem de ortamıyla samimi, sıcak ve dingin.

Biz, konumu dolayısıyla ve uygun olmasından ötürü New Generation Hostel Urban Brera’yı tercih ettik. Avlusuna da vurulmuştuk fakat ne yazık ki, avlusu manastıra ait olduğu için gezmeye izin yoktu. Eğer sadece Milano’ya yapılmış bir gezi olsaydı, yani 1 ay süresince gezmek zorunda olmasaydık daha lüks ve rahat bir yer tercih ederdim… Ya da Airbnb evi… Fakat fiyatı karşılığında rahat ve gayet temizdi diyebilirim.
Via Renzo Bertoni 3

foto3-s.jpg

foto5-s.jpg

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s