KARS – SOĞUK YERYÜZÜ CENNETİ

01

Orhan Pamuk’un “Kar”ında geçen Kars görüntülerini, bu şehre dair betimlemelerini ezberime kazıyorum:

“Dünyanın merkezinden o kadar uzaktılar ki, kimse oraya gitmeyi sanki aklından bile geçirmiyor, bu da dışarıda havada asılı durur gibi yağan kar tanelerinin de etkisiyle, insanda yerçekimi dışında yaşadığı izlenimini uyandırıyordu.”

İçinde Kars’tan insan hikayelerinin olduğu, karlı kış filmleri izliyorum. Arka fona Tigran Hamasyan’ın Kars1 şarkısını açıyorum. Şarkı aktıkça, Doğu Ekspresi rayları üzerinde ilerler gibi hissediyorum. Artık bembeyaz karın dondurucu etkisiyle yüzleşmeye, sonsuz Çıldır Gölü’nde atların izlerini takip etmeye ve üç güne sığdırabildiğim kadar hikâye sığdırmaya hazırım.

—— KARS VİDEOSU (tıklayın) ——

02

Trendeyken tanıklık ettiğimiz manzaralar

03

Doğu Ekspresi Treni

Önce uçakla Ankara’ya gidiyoruz. Ankara tren garından kalkacak olan 17:58 Irmak otobüsünü -çünkü bir süredir yol çalışmalarından dolayı ilk olarak otobüs kaldırıyorlar- yakalıyoruz. Yaklaşık bir buçuk saat süren bir otobüs yolculuğu ardından Irmak’a (Kayseri) varıyoruz. Yol manzaraları karlı ve haliyle çok huzurlu fakat henüz Doğu Ekspresi trenine binmediğimizden, daha ne kadar güzel manzaralarla karşılaşacağımızdan da habersiziz.

24 saat 30 dakika süren tren yolculuğu sırasında nefes kesen manzaralara denk geliyoruz. Dolunayda yollarda olduğumuzdan, gecenin ortası gündüz gibi. Bembeyaz ve romantik sahnelere tren camından tanıklık ediyoruz. Son 6-7 saat kesilen elektrik ve dolayısıyla da kapanan ısıtmalar dışında her şey çok rahat ve konforlu.

04

Doğu Ekspresi’ne Dair Birkaç İpucu

-Eğer grupça seyahat ediyorsanız 4 kişilik kuşetli, yataklı vagonları tercih edin. Bu durumda banyoyu ortak kullanacağınızı da hesaba katın. 2 kişiyseniz de banyosu özel olan vagonları tercih edebilirsiniz çünkü 2 yabancıyla odayı paylaşmak istemeyebilirsiniz.
-Yanınızda muhakkak tuvalet kâğıdı ve çöp poşeti bulundurun.
-Bol bol su ve atıştırmalık almayı unutmayın çünkü yemekli vagon oldukça yetersiz. Eğer dilerseniz Erzurum durağında, önceden sipariş ettiğiniz Cağ kebabını yiyebilir ve böylelikle yemek açığını kapatabilirsiniz.
-Yanınıza sarı yılbaşı lambalarından alın. Floresan lambalar yerine, bu iç ısıtan ışıklarla 24 saat geçireceğiniz tren ortamını güzelleştirebilirsiniz.

04bucuk.jpg
-Arkadaş grupları için Uno, iskambil kartları, domino taşı gibi oyunları tavsiye ederiz. Yemek vagonu masalarına geçip oyun oynayarak zamanı hızlıca geçirebilirsiniz.
-Gitmeden önce bir yol playlisti yapın. Yolculukta müzik dinlemek ve bu manzaralara melodiler eşliğinde şahit olmak bambaşka bir keyif.

4bucuk2.jpg
-Duraklara önceden bakın ve manzaraların nerelerde karşınıza çıkacağını az çok hesaplayın. Örneğin; Fırat Nehri’ni pencereden izlemek çok zevkli.
-Eğer yapabiliyorsanız bu yolculuğu dolunay zamanı, gidişi Kars’a trenle olacak şekilde gerçekleştirin. Dolunayda gece trenle yol almak, zifiri karanlığa kıyasla çok daha güzel.

05

İlk İzlenimler

Soğuk bir akşamda, 24 saat 30 dakika süren Doğu Ekspresi yolculuğumuz sonrası Kars’a varıyoruz. Bizi karşılayan buralı bir arkadaşın ilk uyarıları: “Dikkat edin, yerler çok kayar. Bu şehir kışın hep buzludur. Bakın tepenize, çatılardan da kocaman buz sarkıtları sarkıyor” oluyor. Ara ara buzlu yollarda kayarak, bir önüme bir etrafıma bakmaya çalışıyorum. Atkıyı suratıma sımsıkı sarıyorum; her nefesimde keskin soğuğu hissetmek içimi ürpertiyor.

06

07

Priyoşhi

Kamer isimli restorana giriyoruz. Kars lezzetleri denildiğinde ilk akla gelen Priyoşhi (Rus böreği), Hangel (bir çeşit mantı), Evelik çorbası gibi yemekler söylüyoruz. Her şeyin çok lezzetli olmasının yanında, ortam da loş ışıklarıyla ve dışarıdan lokantaya yansıyan kar beyazıyla çok farklı. Yan masadakilerin Türkçe konuşmalarına şahit olmasam, Rusya ya da Gürcistan’ın bir şehrinde gibiyiz. Dışarıya gözümü çeviriyorum: Buzlu kaldırımlarda dikkatle yürüyen insanları, yol kenarına dizilmiş eski konakları sokak lambalarından süzen sarı-turuncu ışık aydınlatıyor. Birkaç gün önce yağmış olan karın, etrafı bembeyaza bürümüş olması, gecenin ortasında insana huzur veriyor.

Kars’a dair masadakilerle sohbet ederken, Karslı bir arkadaş şöyle bir cümle kuruyor: “Burada ilkbahar, yaz, kış ve kara kış vardır”. Bu şehre geliş zamanımız da kara kışın tam ortasına denk geldiğinden, soğuğa hazırlıklıyız.

Kahvehanelerde kışları yapılan aşıklar atışması ve aşık geleneği, artık sadece Ramazan döneminde, Aşıklar Otağı’nda sürdürülüyormuş. Bir diğer Kars geleneği olan cirit oyunlarının da, Şubat ayında gerçekleştiğini öğreniyorum. Cirit, Orta Asya’dan günümüze kadar gelmiş bir oyun; at üzerinde süngü ve mızrağın düşmana daha iyi savrulması amacıyla ortaya çıkmış.

7bucuk

Kars’ta insanlar neler yapıyor diye biraz bilgi almak istiyorum. Genelde yüzlerine yerleşmiş soğuk ifadeleri altında sıcacık, misafirperver bir yanları olduğunu, çoğunlukla Kars köylerinde hayvancılık, şehir merkezinde ise kıraathane, lokanta işletmeciliği yaparak geçindiklerini öğreniyorum. Bir zamanlar Rusların, Ermenilerin yaşadığı bu şehirde, günümüzde Azeri, Kürt ve Terekemeler huzur içinde yaşayıp gidiyor. Tesadüfen karşılaştığımız bir kuş fotoğrafçısından da duyduğum üzere; Kars’ın özellikle Kuyucuk Gölü çevresinde 200’den fazla kuş çeşidi varmış. Bu nedenle Kars ve çevresi kuş gözlemcileri ve belgeselcilerinin de uğrak yeri.

Edindiğim bir diğer bilgiye göre, Kars gençleri Instagram’da açılan bir itiraf sitesi sayesinde sosyalleşip, sevgili-eş buluyorlarmış. Bir kafede karşılaştığın ve beğendiğin bir kişiyi o mecrada tarif ederek ve hislerini “itiraf ederek”, sosyal medya üzerinden tanışıyormuşsun. “Diğer türlü yalnız çekilmez bu soğuk şehir” diye ekliyor masadaki arkadaş.

Ertesi gün, gün doğumunda kalkıp Ani Harabeleri’ne ve Çıldır Gölü’ne gideceğimiz için ilk akşamımızı kısa tutuyoruz ve hotele dönüyoruz.

7bucuk2.JPG

Günün sonunda birkaç not:

  • Bu şehre o kadar çok kar yağıyor olmalı ki, geceler bile gündüz kalıyor. Kar beyazın rengini, sokak lambalarından süzülen sarı ışıklar kırıyor.
  • Doğu Ekspresi’nde gördüğümüz dolunaya ve manzaralara Kars’ta yenileri ekleniyor: Buz tutmuş yollar, insanı başka bir kültürün içinde hissettiren binalar, o binaların önlerinden günün her saati geçen siyah giyinmiş adamlar, yol boyu uzanan ağaçlar… Binaların tepelerinden sarkan buz sarkıtları, bacaklarınıza sarılıp sevgi arayan köpekler.
  • Tren yorgunluğu diye bir şeyin Doğu Ekspresi’nde geçerli olmadığını anlıyorum. Tren yolculuğu bir yerden bir yere ulaşmanın ötesinde, kendi içine de yaptığın yolculukları kapsayan bir yol sanki. Trende gördüklerim beni dinçleştiriyor, daha da heyecanlandırıyor. Vagondan çıkıp, karlı manzaralara ve trenin ucuna bakarken, bütün iç yolculukların da en iyi trenle yapılacağını bir kez daha anlıyorum.

08.jpg

Baltık Mimarisi Etkileri

Anı Harabeleri’nde güneşi ve dolunayı gökyüzünde aynı anda gördüğümüz, Mihr-ü mah anlarında bu şehirden daha ne kadar etkilenebiliriz ki diye düşünürken, şehir merkezindeki mimarilerin güzelliğiyle büyüleniyoruz.

Kars’ın tarihine baktığımızda; 1877-1878 yıllarında yaşanan savaş sonrası Kars’ın 40 yıl kadar Rusya’nın kontrolünde kaldığını görüyoruz. Sonrasında sırasıyla Osmanlı, Ermeni, Gürcü ve sonra yeniden Osmanlı hakimiyetine girmiş olan bu kuzeydoğu şehri neredeyse bütün izleri, hala bugün de taşıyor. Özellikle sokakların düzenine ve binaların mimarisine baktığımızda geçirdiği değişimleri bir bir hissediyoruz.

Kars’ın kuruluşunda Çar I. Petro’nun 1703’te kendi adına kurduğu St. Petersburg şehrinin planı esasa alındığı, bu yönüyle Kars’ın düzenli bir şehir planına sahip olduğunu görüyoruz. Rusya’daki mimarilerle benzer mimari özelliklerde olan binalar büyük bir çoğunlukla korunmuş, restore edilmiş ve günümüzde Kars’ın resmi, devlet daireleri olarak kullanılmak üzere yenilenmiş. Tarihi binaların ve konakların bir kısmı ise yenilenmeden eski haliyle bırakılmış, birçoğunun içi boş.

09.jpg

Cuma Hamamı

10.jpg

Bütün yapılar yürüme mesafesinde, kolaylıkla bir güne sığıyor. 12. Yüzyıl Selçuklular döneminde yaptırılan, 14. Yüzyıl’da Timur tarafından yıkılan ve 16.Yüzyıl’da III. Murat tarafından yeniden yaptırılan Kars Kalesi’nden başlayıp, Taş Köprü’yü ve çevresindeki hamamları gezerek ilerliyoruz. Kars çayı üzerine, III. Murat emri ile kurulmuş Taş Köprü, Anadolu’nun geleneksel kemerli köprülerini yansıtıyor. Köprünün yanı başındaki Cuma Hamamı da, kesme taş malzemeyle örülen haliyle yine çok tanıdık. Diğer yandan, Cumhuriyet ilanından sonra Kars Valiliği binası olarak kullanılan, şimdilerde defterdarlık binası olan bina, cephesindeki kartuş süslemelerle Baltık mimarisi izleri taşıyor.

11.jpg

12.jpg

1897 yılında inşa edilen, Tuncer Güvensoy Evi’ni, hemen yakınlarındaki Kaleiçi Mahallesi’ndeki 12 Havari Kilisesi’ni ziyaret ediyoruz. Bu kilise, kutsal sayılan 12 havarileri anmak için 932-937 yıllarında Bagratlı kral Abbas tarafından yaptırılmış, 1064 yılında ise “Kümbet Camii”ye dönüştürülmüş.
Tuncer Güvensoy Evi: Yusufpaşa Mah. Gazi Ahmet Muhtar Paşa Cad. No:5

13

Kars’taki bir diğer önemli yapı Fethiye Camii’ni görmeye gidiyoruz. Fethiye Camii, Rusların Kars’ı işgali sırasında 19.Yüzyıl’da kilise olarak inşa edilmiş. Yine tarihi bir bina olan ve şu an Kars Güzel Sanatlar binası olarak kullanılan binayı, 1907’de yapılan Sağlık Müdürlüğü Binası’nı, 1883’te yapılan ve 1921 Kars Antlaşmasının imzalandığı konak olarak geçen Eski Vali Konağı binasını geziyoruz. Neredeyse gördüğümüz bütün tarihi binaların girişindeki kemerlerde inşa edildiği tarih yazıyor. İç içe geçmiş kültürlerden, farklı mimari özelliklerden nasibini almış şehir bizi yürüdüğümüz süre boyunca yeniden büyülüyor.
Sağlık Müdürlüğü Binası: Hafızpaşa, Ordu Cad. No:54

14

Güzel Sanatlar binası

14bucuk

Yerel Lezzetler

15

Mimari gezimizin sonunda yerel bir lezzet olan “piti”yi denemek için esnaf lokantası olarak hizmet veren Kristal Lokantası’na gidiyoruz. Piti, uzun saatler pişirilen koyun eti ve safranla pişirilen sulu nohut yemeğinin bir birleşimi. Emaye kaplarda servis ediliyor. Önce tabağa lavaş ekmeği doğruyor, üzerine yemeğin suyunu döküyorsunuz. Önce bu kısım yeniliyor. En son olarak da, nohut ve etleri döküp, yiyorsunuz. Yumuşacık etin, safranla uyumuna tanıklık ediyoruz.
Kristal Lokantası (kebap salonu): Halitpaşa Cad. Eski Vakıfbank yanı No :127

16

Aynı günün akşamında ise Kars’ın en meşhur lezzeti “kaz eti” yemeye Kars Kaz Evi’ne gidiyoruz. Kars Kaz Evi’nin sahibi Nuran hanım kaz etine dair birçok şey araştırmış, girişimcilik ve başarı ödüller almış. Bulgur pilavı üzerinde servis edilen kaz etinden, mercimek ve patatesten yapılan “Evelik çorbasından”, “Kars ketesinden” ve “Hangel” mantısından tadıyoruz. Nuran hanım masa masa gezip, yemekleri sevip sevmediğimizi soruyor ve gülen yüzle yorumlarımızı dinliyor.
Kars Kaz Evi: Yusufpaşa Mah., Atatürk Cad. No:1

17.jpg

Kars’taki son günümüzde son bir kez, buz tutmuş sokaklarda yürüyoruz. Çatıların üzerlerinden sarkan sarkıtları kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmişiz, yine kafalarımız her yukarılarda. Böyle bir anda, üzerinde “Sema Tatlı Pastanesi” yazan binayı görüyoruz. Muhtemelen eski adı Sema olan bina, şu anda Kılıçoğlu Pastanesi’ne ev sahipliği yapıyor. Doğu Anadolu illerinde zincir bir pastane Kılıçoğlu. Tatlıları lezzetli, fiyatları uygun. Fakat hepsinden öte, tarihi binası çok etkileyici. Binanın hemen yanında, bize tarihiyle ilgili ipucu veren kemerde “1893” yazıyor.
Kılıçoğlu Pastanesi: Ortakapı, Atatürk Cad. No:51

18.jpg

Son olarak, Karsak isimli dükkana, Kars kaşarı, Kars gravyeri ve bal almaya giriyoruz. Öğrendiğimiz üzere, Kars’ta yapılan her kaşar çok lezzetli ve hangi dükkanın hangi şubesinden aldığınızın çok bir farkı yok. Karsak gravyerini imalatçısından alıyor, çünkü gravyer yapımı çok meşakkatli bir iş. Kaşar ve diğer peynir türlerini de kendileri yapıyor. Gravyer ustası İlhan Koçulu’nun da kulaklarını çınlattıktan sonra neden gravyer türünün yalnızca Kars şehrinde yapılabildiğini dinliyoruz. Doğal bitki örtüsünün, iklim koşullarının uyumunun yanı sıra İsviçrelilerden gelen bir gelenek gravyer yapımı. 1890’da Kafkasya üzerinden Kars’a gelen İsviçrelilerin de burada ilk mandırayı kurduğunu ve peynirciliğin o zamanlara dayanıyor.

Küflü peynir olan göğermiş denediklerimiz arasında en ilginci, rokfor kadar ağır değil; çeçil peynirinin küflü hali gibi. Erzincan tulumunu da deneyip, Önder beyin “en özel tadımız” dediği taze ceviz pekmezinden tadıyoruz. Bu pekmez acılığı ile özellikle öksürüğe iyi geldiği için tercih ediliyor. Kocaman bir peynir tekerinin kesilişine tanıklık edip, ballardan pekmezlerden tadarak bu şehre özel tatlarla Kars’a veda ediyoruz.
Karsak Peynir ve Bal: Kazım Paşa Cad. No: 82

19.jpg

Cheltikov Hotel

Konaklama

Kars’taki tarihi otellerden Cheltikov; Kars’ın Rus işgalinde kaldığı süre boyunca Cheltikov ailesinin özel konağı olarak kullanılmış. Daha sonra ise Kars’ın ilk konservatuar binasına ev sahipliği yapmış, Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Kars doğum evi olarak hizmet vermiş. Yakın bir zamanda restorasyona uğrayan otel Kars’ın en ünlü otel binalarından.

Bir diğer tarihi binaya konumlanmış otel ise; Kar’s Otel. Beyaz oyma ahşap işçiliğinin ön planda olduğu nostaljik görünümlü otel 8 odaya sahip. Ayrıca içinde yer alan Ani Restoran’da  her sabah açık büfe kahvaltı hizmeti var.
Cheltikov: Yusuf Paşa Mah. Şehit Hulusi Aytekin Cad. No:63
Kar’s: Halitpaşa Cad. No: 79

20.jpg

Yıldız Şapka

Kars’ta Mutlaka…

– 1877-1878 yıllarında yaşanan Osmanlı-Rus harbi sonrası, 40 yıl kadar Rusya’nın kontrolünde kalmış şehrin Baltık mimarisi özelliğindeki binalarını ziyaret edin. Kars şehir merkezinde yer alan Kars Kalesi, Taş Köprü, Cuma Hamamı, 12 Havari Kilisesi, Fethiye Camii, Defterdarlık binası, Cheltikov Otel gibi önemli yapılarını görün.

– Dükkanlardan Kars kaşarı, gravyer peyniri ve bal alın.

– Kristal Lokantası’nda “Piti”, Kaz Evi’nde ise kaz eti ve “Hangel” yemeyi unutmayın.

– Günü birlik olarak kiralayacağınız bir araba veya taksiyle Ani, Çıldır, Şeytan Kalesi, veya Sarıkamış turu yapın. Hatta vaktiniz varsa İshak Paşa Sarayı’na kadar gidebilirsiniz (Ağrı).

– Kalpak ve çeşitli kış şapkaları için Yıldız Şapka’nın kapısını çalın.

Yazının İkinci Bölümü: Ani Harabeleri ve Çıldır Gölü (Ardahan)

– Akşam Gazetesi “Cumartesi” ekinde yer almıştır. (18 Şubat 2017)

Reklamlar

KARS – SOĞUK YERYÜZÜ CENNETİ” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s