İtalya’da Yaz

foto5- Roma.jpg
Yazları İtalya kıyıları dışında kalan bölgelerde; çizmenin biraz ortasına ve kuzeyine doğru ilerlediğimizde farklı bir atmosfer görürüz. Yerliler yavaş yavaş kıyı kesimlere ve yazlık evlerine çekilir; bu yüzden sokaklar günden güne sakinleşir. Turistler şapka ve güneş gözlükleriyle şehrin en turistik noktalarına akın etmeye başlar. Aslında o bilindik noktaların biraz dışına çıkıldığında; bir şehri esnaflarıyla, yerel lokantalarıyla ve kalan sakinleriyle beraber yaşamak, gözlemlemek çok farklı bir haz verir insana.

Yazın artan sıcağıyla birlikte teraslar ve avlulu mekanlar kalabalıklaşır. Yeşil sarmaşıkların sardığı eski binaların önüne serilmiş masalar, akşamüstüne ve gün batımına doğru insanlarla dolar. Domatesin tadı, fesleğenin kokusu, limonun ekşisi her zamankinden daha keskindir. Gökyüzü turuncuya büründüğü sırada, kadeh sesleri kahkahalara karışır. Şehir eylül ayına kadar nefesini tutuyor olsa da, yazla beraber başka bir tat, başka türlü bir yaşama sevinci verir insana.

roma küçük

Roma’nın Yeşile Bürünmüş Sokakları
Roma’da baharın gelmesiyle beraber, Yasemin kokuları sarar sokakları. Yazla beraber de iyice yeşile bürünür binaların cepheleri. Bu yüzden Roma’nın arka sokaklarını gezmek bu mevsimde çok keyiflidir. Audrey Hepburn’ün yer aldığı, klasik filmlerden “Vacanze Romane” (Roma Tatili) filminin çekildiği Via Margutta sokağı, bu keyifli noktalardan biridir. Binalardan No: 51’e geldiğinizde, avlusundaki fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere bu filmin çekildiği alandasınızdır. Zanaatkâr atölyelerinin de yer aldığı bu sokakta gezerken siz de kendinizi o filmde hissedersiniz.

Küçük antika dükkanlarının, kafelerin ve seramik atölyelerinin yan yana sıralandığı bir diğer iç açıcı sokak da Via Cappellari’dir. Çok turistik olmayan bu sokakta rahat rahat dolaşmak, akşama doğru Osteria dei Cappellari’de balık yemek Roma’da yazın güzel geçtiğinin kanıtlarındandır.

Roma’da Yapılması Gerekenler

  • Trastevere ve Monti bölgesinin sokaklarında kaybolmak,
  • Pantheon, Piazza Navona, Campo de Fiori, Farnese meydanlarını ve İspanyol Merdivenleri’nin tepesinden Roma manzarasını muhakkak görmek,
  • Villa Borgese bahçeleri içindeki galeri ve müzeleri gezmek,
  • Ponte Garibaldi köprüsü altında yer alan yemek tezgahlarından taze deniz ürünleri denemek,
  • Yüzlerce çeşitte dondurmanın olduğu Giolitti’de dondurma yemek,
  • Monti ve San Lorenzo bölgelerinde şubesi olan Black Market’ta artizan kokteyl içmek,
  • Farnese meydanı yakınlarındaki Caffe Peru’da Espresso yudumlarken yoldan geçenleri izlemek,
  • Daha çok Güney İtalya’da üretilen fakat rahatlıkla Roma’da da bulabileceğiniz yerel içecek “Limoncello”dan, kapalı pazarlarda satılan ev yapımı makarnalardan, Mozzarella peynirinden, meydanda sokak sanatçılarının yaptığı manzara resimlerinden ve İtalyanların kahve cezvesi olarak kullandıkları “Bialetti moka pot”larından almak.

floransa-küçük

Toskana Ruhu: Floransa ve Chianti
İtalya’nın merkezine; Toskana’ya geldiğinizde ilk hissettiğiniz şey sakinliktir. Etraf sakindir, insanlar telaşsız ve hayatın akışını en yavaş yerinden yakalamış gibidirler. Yerel halkın çoğu yazı şehir merkezi dışında, bağlarla çevrili geniş avlulu evlerinde yaşamayı tercih eder. Çiftçiler ürünlerini toplayıp açık Toskana pazarlarında satar. Bağ bozumuna geri sayım başlar. Siena, San Gimignano, Pianza gibi tarihi şehirlerde festivaller düzenlenir.

Toskana bölgesinin başkenti Floransa, çevrili olduğu Arno Nehri’yle, Rönesans’ın kültürel ve mimari izleriyle bir an için sizi Ortaçağ’a sürükler. Ünlü heykel Davide’nin bir replikasının bulunduğu tepedeki Michelangelo meydanından Floransa manzarasına bakarken büyülenirsiniz. Ponte Vecchio köprüsü çevresini boydan boya yürürken karşınıza çıkan panoramik manzaraya hayran kalırsınız. Signoria meydanındaki heykellere, Uffizi galerisindeki sanat eserlerine bakarken; Rönesans sanatının başkentinin neden Floransa olduğunu bir kez daha anlarsınız.

foto7- Floransa.jpg

Floransa’da Kaçırmamanız Gerekenler

  • Galleria dell’Accademia’daki gerçek Davide heykelini görmek,
  • Signoria meydanını, Santa Maria Katedrali’ni gezmek,
  • Piazzale Michelangelo’dan (tepedeki meydan) gün batımını izlemek,
  • Mercato Centrale isimli büyük yemek pazarını gezmek, Toskana tatlarını denemek,
  • Santa Spirito meydanındaki kafelerde vakit geçirmek,
  • All’ Antico Vinaio’da “sciacciata” denen çıtır ekmeklerden yapılan sandviçlerden yemek.

Sonsuz Yeşil Chianti
Yemyeşil tepelerin, Servi ağaçlarının ve bağ manzaralarının çevrelediği Chianti’ye Floransa’dan kolaylıkla ulaşabilirsiniz.  Gün içerisinde belirli saatlerde yer alan otobüslerle günü birlik Chianti gezisi yapabilirsiniz. Daha fazla tadını çıkarmak isterseniz de; Floransa’dan kiralayacağınız araba ile biraz virajlı ama huzurlu bir manzara garantisi sunan yollarından geçerek Chianti tepelerinden birkaçını gezebilirsiniz. Chianti’de yer alan Greve, Panzano, Radda, Gaiole ve Castellina hemen hemen aynı güzelliklere sahip, üzüm bağlarına ev sahipliği yapan Toskana köylerindendir. Bu köylerde şarap tadımları, açık pazarlarından alışveriş yapabilir, restore edilerek hotel hizmeti veren tarihi villalarda konaklayabilirsiniz. Ayrıca Greve’de yer alan “Castello di Vicchiomaggio”nun düzenlediği Toskana yemekleri atölyelerine veya tadım turlarına katılabilirsiniz.

milano küçük.jpg

Milano ve Como Gölü
Kuzeye; modanın kalbi ve İtalya’nın ticari merkezi sayılan Milano’ya geldiğinizde yaz mevsiminin bahara ve kışa kıyasla daha durgun geçtiğini görürsünüz. Yerel halk tatil beldelerine, yabancı turistler ise Milano’nun cazibe merkezi Duomo (Gotik katedral) ve çevresine toplanmaya başlar. Geceleri ise Navigli bölgesinde, Po Nehri etrafında, “apperitivo”; yani alacağınız bir içki yanına ücretsiz sunulan atıştırmalıkların yer aldığı kafe ve barlar size yaz gecelerinin eğlenceli Milano yüzünü gösterir.

Milano’da Muhakkak…

  • Brera bölgesini gezin ve bu şehrin aslında sadece uzun binalardan oluşmadığını görün,
  • Üzerinde yemek yerleri olan Via Tazzoli sokağını ve bu sokak üzerinde bulunan, içinde restoran, kafe, tasarım dükkanı ve galerinin olduğu 10 Corso Como isimli binayı gezin,
  • Leonardo da Vinci’nin eseri “Son Akşam Yemeği” freskosunun yer aldığı Santa Maria delle Grazie kilisesini ziyaret edin,
  • Luini Panzerotti’de; aslında Puglia bölgesine ait olan fakat Milano’da da sıkça yapılan “panzerotto” (içlerinde domates, peynir vb. oluyor) denilen kızarmış hamurlardan yiyin,
  • Tarihi pasaj; Galleria Vittorio Emmanuele’de yer alan “Camparino”da İtalyanların meşhur içeceği Campari Spritz için.

Günü Birlik Como
Hava sıcakken büyük şehirleri gezmek daha da zordur. Bu yüzden, eğer Milano’yu yaz rotanıza eklediyseniz, bir günlük bir göl kaçamağı yapmak, şehrin yoğunluğundan sıyrılmak için güzel bir seçenektir. Milano’yu yeteri kadar gezdiğinizden emin olunca; Milano’daki merkezi tren istasyonundan kalkan trenlerle kuzeyde yer alan Como Gölü çevresine 1 saatte ulaşabilirsiniz.  Como Gölü kıyısında yer alan Bellagio, Como, Menaggio, Varenna ve Lecco en sık ziyaret edilen köylerdendir. Bu köylerden ilk olarak Varenna’yı seçerek Castello de Vezio kalesinden göl manzarasına bakabilir, sonrasında feribotla Bellagio’ya ulaşabilirsiniz. Burada Villa Serbelloni and Villa Melzi bahçelerini gezmek, 40 dakika süren tekne gezintilerine katılarak Como’ya gitmek pratik bir rota olabilir. Como’dan direk Milano’ya dönebilir veya zamanınız varsa feribotla diğer köyleri gezebilirsiniz. Mavinin verdiği huzurla Como Gölü çevresini, yaza verilmiş serin bir mola olacaktır.

– Akşam Gazetesi “Cumartesi” ekinde yer almıştır. (20 Ağustos 2016)

Reklamlar