PİRİ GUIDE İLE KARAKÖY TURU

01.jpg

 

02.jpg

-Piri Guide (Karaköy rehberi) ortaklığında, Denemen Lazım web sitesi için yazılmıştır.

Parçalı bulutlu, gökyüzünden süzülen ışığın tam kararında olduğu, ılık bir İstanbul sabahı. Bugün Piri Guide eşliğinde adım adım Karaköy’ü gezeceğiz. Yanımızda Piri Reis’in haritaları ya da denizcilik kitabı değil, telefonlarımıza yüklediğimiz uygulamada Saffet Emre Tonguç anlatımları, yol tarifleri ve haritaları var. Anlatılan hikayeler ve verilen ipuçlarının ışığında yüzyıllık liman, Karaköy’ü bir uçtan bir uca yürüyeceğiz. Okumaya devam et

Reklamlar

KAPADOKYA SEYAHATİNİ FARKLI KILACAK 5 YER VE DENEYİM

01

02

-Denemen Lazım web sitesi için yazılmıştır.

Kapadokya, ülkemizin en büyülü yerlerinden biri. Bu “güzel atlar ülkesinin” hayret ettiğimiz, akıl sır erdiremediğimiz bir tarihi, doğa güzellikleri ve hikâyeleri var. Milyonlarca yıl önce, dağların, yağmur ve rüzgarla iş birliği yapması sonucunda oluşan doğasının eşi benzeri yok. Burayı gezerken İpek Yolu kervanlarını, Hristiyanların bu topraklara sığınışını, atların vadilerde şaha kalktığını, kayalara oyulmuş güvercin evlerinden güvercinlerin süzülüşünü, Zerdüştlerin ateşle olan bağını, keşişlerin yer altı sığınaklarını ve daha birçok şeyi gözümde canlandırdım. Şunu anladım ki, Kapadokya’ya gelmeden önce okuduklarım ve dinlediklerim, gördüğüm bu manzaralarla beraber, bölgeyi daha çok sevmeme neden oldu. İnsanların sanatla, doğayla ve dinle iç içe yaşadığı vadilerden, kasabalardan geçtikçe zamanda da yolculuğa çıktım. Okumaya devam et

İÇ EGE ROTASI: EGE KÖYLERİ, ULUBEY KANYONU, PAMUKKALE ve SALDA GÖLÜ

-Tempo Travel Sonbahar (2017) sayısında yer almıştır.

01.jpg

Yolculuk sevenlere, dahası yolculuğu, gidilecek yer kadar mühim görenlere bir İç Ege rotası. Hedefte Ulubey Kanyonu, Pamukkale ve Salda Gölü var. Yol üzerinde uğranılan tarihi yerler ve Ege köyleri ile daha da renklenen, içinde “her şeyden biraz” barındıran bir yolculuk…

Yıllar sonra beni çağıran, benim değilse de bir parçam olan anne ve babamın çocukluklarının geçtiği, “memleketiniz neresi?” veya “nerelisiniz?” dendiğinde, ismini söylediğim yerlere gidiyorum. Biliyorum ki, bu yolda gördüğüm her şey bana çok şey öğretecek. Bir “merhaba” ile başlayan cümleler, bana evlerinin kapısını açan köylüler, çocukluğumdan gelen ve artık tamamlanan bir iki yarım kalmış manzara beni yeniden buralara çağıracak. Ve biliyorum ki, bir Ege rotası sadece menzilleri aştıkça değil, gidilen yollarına anlam yükledikçe tamamlanacak. Okumaya devam et

TAYLAND SEYAHAT PLANI VE İPUÇLARI

01.jpg

Bangkok’ta İnsan ve Nesne Manzaraları yazısını okuyabilirsiniz.
Bangkok Gezilecek Yerler için bu yazıyı okuyabilirsiniz.

Güneydoğu Asya denildiğinde aka ilk gelen ülkelerden biri Tayland. Kültürel ve plaj turizminin yoğunlukta olduğu ülkede seçeneklere bakarak üçe bölmemiz doğru olur: Kuzey Tayland-Orta Tayland ve Güney Tayland (adalar).

Genelde kültürel ve doğa tutkunlarının tercihi kuzey oluyor çünkü bu kısımda eskiden günümüze ulaşan kabileler -birçoğu sadece turizm için devam etse de- yüksek dağlar, doğa harikaları ve etkileyici manzaralar var. Ortasında yer alan başkent Bangkok ise hem farklı milletlerin sosyolojisini tek seferde görmek, hem dinden çok artık kültürel bir sembol haline gelmiş olan Budizm’i yakından gözlemlemek ve yemek kültürünü keşfetmek isteyenler için ideal. Güneyinde yer alan adalar da, deniz-kum-güneş ve sualtı hayal edenlerin vazgeçilmezi. Okumaya devam et

“An”lık Gezi Notları

01.jpg

*Ruhumun bir tarafı daima ada, deniz, kıyı. Bir tarafı çıplak dağ, bitkisiz dağ, ağaçsız dağ. Bir de tepe ve uçurum. İçimden doğan güneşim Akdeniz’den yükseliyor ve Doğu’da batıp, yitiyor. Kıyıların yosun kokusu, üzerinde tek bir bitki bitmeyen dağlara vuruyor, hırçın nehirlere karışıyor.

Ege’de kokladığım deniz kokusu, Doğu’nun yakında taşacak olan barajlarında duyuluyor. Aralarındaki mesafeyi silip, bir araya geliyor sular. Denizler, nehirler, barajlar ve dağlar bir araya geliyor. Ve hep bir ağızdan şöyle diyorlar:

“Hayat siz büyüdükçe zorlaşacak. Daha da zorlaşacak. Çok büyümeden çocuk olmayı ve diğer çocuklarla bir araya gelip, hayatı sevmeyi öğrenmeniz gerekiyor. Hatta çok büyümeden çocuk olmayı da ezberlemeniz gerekiyor.” // Ocak 2018 (İstanbul)

02.jpg

*Mustafapaşa Köyü’nden çıkmış, Uçhisar’a doğru yol alıyorduk. Bulutlar iyice koyulaştı, yağmuru beklerken haritalarımız yavaşladı. Durup yolu sorduk ona. Tam “teşekkürler” deyip devam edecekken, arabayı durdurup fotoğrafını çektim. Gülümsedi. Arkasındaki gökyüzünde kıyametler kopacak gibiydi. Acaba kalbinde de kıyametler kopuyor mudur? Kaç yaşındadır? Bir kıza aşık mıdır? Kaç kardeşi vardır? Günde kaç kez çay içer? Eve gidince ilk hangi kanalı açar? // Ocak 2018 (Kapadokya) Okumaya devam et

Hayatın Sokaklarda Aktığı Bangkok’ta 4 Gün // BÖLÜM II

29-s.jpg

3.Gün

Üçüncü günümüz yağmurlu olduğu için, vaktimizi bol bol mekan gezmesine ve yeni tatlar keşfetmeye ayırıyoruz. Sukhumvit bölgesi mekan açısından çok zengin. Burada yan yana dizili kafeler, barlar, diğer bölgelere kıyasla çok daha şık ve steril olan sokaklar ve devasa alışveriş merkezleri var.

***  Video için tıklayın   ***

30-s-mango sticky rice.jpg

Mae Varee: “Mango sticky rice” – özel pişirme tekniğiyle birbiriyle yapışacak biçimde pişirilen pirinç yanında mango ve coconut sosu- Tayland’ın en ünlü tatlarından. Mae Varee ise tam ayarında olgunlaşmış mangosu ve yanına gelen pirincin ve coconut kremasının lezzetiyle en ünlü yerlerden biri. Birçok yerde denedik ama açık ara en iyisi burasıydı! Denemediğim ama notlarımıza eklediğim bir diğer meşhur “mango sticky rice” ise Sukhumvit Soi 38’deki, tabelasında 38 numarası yazan yemek standı.
Thong Lo 55

Blooming Garden: Ferah, çiçeklerle bezeli bir mekan. Buz gibi bir yaz kokteyli içmek ya da çay yanına kek, pasta gibi şeyler atıştırmak için gelinebilir. Thong Lo 8’deki alışveriş merkezi içinde bulunuyor, terası Sukhumvit sokaklarına açılıyor.
Thong Lo 8 Alley, The 8eight Thonglor, Sukhumvit 55 Okumaya devam et

Hayatın Sokaklarda Aktığı Bangkok’ta 4 Gün // BÖLÜM I

50-s.jpg

00-s

Bangkok’tan İnsan ve Nesne Manzaraları için tıklayın.

Bangkok, yıllar önce bir dergide karşıma çıkan, tek tek okuyup sayfalarını kıvırdığım ama ne zaman gideceğimi kestiremediğim bir şehirdi benim için. 2017 yazına yaklaşırken, ani bir kararla Singapur ve Kamboçya gezimizin arasına sıkıştırılmış, Tayland’ın baş şehriydi. Yabancıydı, merak uyandırandı, karmaşıktı. Gece hayatından, seks turizminden sıkça söz ettiriyor, bol acılı Tay yemekleri dilden dile dolaşıyordu.

Bangkok’a kara sınırından (Siem Reap’ten otobüs ile) giriş yapar yapmaz bende uyandırdığı his: Bu şehrin gerçekten karmaşık, yabancı ve zor bir şehir olduğuydu. Taksicilerin turistleri dolandırma arzusu, dil bariyeri, harflerin bilinmezliği, etraftaki her şeyin kafa karıştırıcı olması…

Peki ilk başta zor gelen, sırrını yavaş yavaş veren ve sonunda sevmek ile nefret etmek arasında bir çizgide kaldığınız bu şehir nasıl bir yerdir?

Okumaya devam et