YAZ DÜŞÜNCESİ

fotooo.jpg

Her yaz, ilk olarak “yaz”ın düşüncesi düşer aklıma. Yazı düşünerek başlarım yaza. İlkbaharı atlattıktan sonra, artık üzülecek, dertlenecek ve kaygılanacak bir şey kalmaz. Aklıma yazlık gelir; yazlığın ve aile yanının güven veren duygusu… Aklıma deniz gelir. Denizin tenime sinen kokusu ve ilerilere açıldıkça sonsuzluğun verdiği özgürlük hissi. Yarını sormaz bana deniz, aklımda ne var merak etmez. Sorgusuz sualsiz teslim olmuş, O’na doğru kulaç attıkça özgürlüğüme de kulaç atarım.

Yaza yaklaştıkça, hayallerimin arasından bembeyaz örtülü rakı masaları, gün batımı sebepsizce içilen mayhoş şaraplar fırlayıp çıkıverir. Böylesine bir mutlulukla, ruhumun yazın ortasında enikonu bir ayyaşa dönmemesi imkansız gibidir. Sohbetin, kelimelerin bile ikinci planda kaldığı; sadece o an’a teslim olunan rakı ve şarap saati… Hiçbir çaba harcamadan kafanın yumuşayarak, seni mutlu etmeyi başarabilen birkaç sebepsiz mutluluk saatine eşlik ettiği kerahat vakti… Okumaya devam et

Reklamlar

Binbirinci Gece

foto.jpg

Gölgeler iyice serinlemeye başladığından beri, güneşin değerini daha da iyi anladığım günlerdeyim. Deniz ılık, rüzgar serin, sahil taşlarıysa hala sıcak. Sıcak fakat kızgın değil. Bulutlar sürekli Kaz Dağları tepelerinde bir oraya, bir buraya yer değiştiriyor. İğdeler olmuş, yaseminler dökülmüş yerlerine melisalar açmış. Kivi ve ayvalar artık toplanmaya hazır. Mandalinalar da irice fakat hala yeşil.

Balıkçı tekneleri limandan bizim taraflara doğru daha sık gelmeye başladı. “Sardalya, Uskumru var!” diye bağırıyor. Tekne kıyıya yaklaşır yaklaşmaz martılar da alçaktan uçmaya başlıyor. Martıları izlemek kadar huzur verici şeyler bulmak lazım bu hayatta.  Okumaya devam et

Roma Cep Keşif Rehberi

Processed with VSCO with c1 preset

02-s

Benim için her zaman çok ayrı bir yeri olan ve her gittiğimde tesadüfen bir sürü güzel mekan, sokak, avlu, çeşme, manastır keşfettiğim Roma’ya özel tavsiyelerim şöyle:

Diğer Roma yazıları için tıklayın.

Black Market

Black Market

 

TAT, DENE

Pizzeria Formula 1: San Lorenzo bölgesi, diğer Roma bölgelerinden daima farklı bir hisse sahip. Genç turistlerin bihaber olmasından dolayı sadece lokallerin ve genç öğrenci nüfusunun yaşadığı, esnaf restoranları ve pizzacılarla dolu şirin bir bölge. Bu bölgenin incilerinden biri bu pizzacı. Mahalle sakinlerinin saat 19:00’dan itibaren doldurduğu pizzacıda sadece pizza değil, kalamar, patates, ekmek üstü gibi atıştırmalıklar da var. Benim en sevdiğim ise Margarita ve Dört Peynirli pizza yemek, yanına da çubukta kalamar ve ev şarabı istemek. Formula 1’in pizzaları incecik, çıtır, malzemesi çok baymıyor ama az da değil. Her şey tam kararında. Ayrıca yerlilerin tıka basa doldurduğu ve yüksek seslerle yemek yediği bu samimi ortamda kendinizi Romalı gibi hissetmeniz de mümkün!
Pizzeria Formula 1 Adres: Via degli Equi, 13 San Lorenzo Okumaya devam et

Gecenin Ortasında

foto2
İstanbul bu akşam griydi. Sonra turuncuya çaldı gökyüzünün rengi. En son yine gri baskın geldi. Gökyüzü, tam siyah olduğunda yola çıktım. Gecenin karanlığında etraftaki bütün sarı ışıkları takip etmek için, yolda kalan tek tük insanı durup izlemek ve işaretleri aramak için… Bu kez kalabalıktı İstanbul geceleri. Sürekli motoru yavaşlatıp, durdurmak gerekti. Önüme aniden araba, insan ya da topal bir kedi çıkabilirdi. Okumaya devam et

Bangkok’tan İnsan ve Nesne Manzaraları

00-ana foto.jpg

Bangkok’a daha önce gitmiş insanlardan duyduğum “kaotik, karmaşık, kirli, yorucu…” sıfatlarını cebime koyup, önyargısız olmaya çalışarak adımımı attım bu şehre. Daha ilk saatlerde gümrükte yaşadığımız problemler, sonrasında bizi kazıklamaya çalışan ve taksimetre açmayı reddeden taksiciler ve günün ilerleyen saatlerinde karşılaştığımız; bilmediğimiz kelimeleri yüksek sesle tekrar eden insanlar karşısında “kaotik” maddesinin yanına bir tık atmış oldum.

Her yerden sarkan elektrik telleri, binaların tepelerinden üzerimize damlayan -çoğunlukla nereden geldiğini de kestiremediğimiz- su damlaları, arabaların kornaları, insanların birbirine bakmadan neredeyse çarparak hızlıca geçip gitmesi… O an şunu düşündüm: “Zülfü Livaneli bu ülkenin hangi şehrinde huzuru bulmuş ve romanlarını yazmak için inzivaya çekilmişti?” Muhtemelen burası Bangkok olmamalıydı.

Bazı şehirler insana her şeyi kolayca sunar. Bütün güzellikler önünüzdedir; geniş meydanlar, bakımlı binalar, çiçeklerle bezeli parklar… Diğer yandan, Bangkok bütün güzelliklerini en beklemediğiniz anlarda karşınıza çıkarıyor. Bu güzellikleri bir sokak arasında, bir köşede, gizli bir avluda veya bir teras tepesinde saklıyor. Gözünüzün önüne serilmeyen tüm güzellikleri görmek için burada birkaç günden fazla vakit geçirmeniz, turist olmayı bir kenara bırakıp kendinizi Bangkok’a teslim etmeniz gerekiyor.  Okumaya devam et

Floransa Sokak Yemekleri

02--ana-foto-s.jpg

Toskana tatları denildiğinde akla ilk gelen şehirlerden biri Floransa. Bunun en büyük sebebi, geleneksel birçok yemeğin bu şehirde günümüze kadar ulaşmış olması. Bu geleneksel lezzetler bazen ‘trattoria’larda ve restoranlarda, bazen de sokaklara kurulmuş ‘kiosk’larda ya da bir penceresi daima sokağa açılan; ‘vineria’larda karşımıza çıkıyor. Her türlü damak tadına hitap eden çeşitlilikteki sokak yemekleri, İtalyanların yemek ve sokak kültürüne yaklaşımını da özetler niteliğinde.

Hayatın, bazen yavaş ve keyifli bir şekilde kalabalık yemek masalarında, bazen de sokaklardaki yemek tezgahları önlerinde aktığını görüyorsunuz. Meydan ve sokaklarda geçen vakit, gündelik yaşamın büyük bir bölümünü oluşturduğundan, sokak yemekleri de sıkça tercih ediliyor.

Bu şehirde ‘street food’ birçok ziyaretçi için ‘fast food’ ya da sadece ‘atıştırmalık’ sayılırken, yerliler için günün önemli bir öğününü oluşturuyor. Bir yandan yemeklerini yiyip, bir yandan şaraplarını yudumlayarak ayak üstü sosyalleşiyorlar. Günün özetini anlatarak başlayan sohbetleri, ellerindeki sandviçi ısırdıkları anda yön değiştirip o an yedikleri yemek üzerinden farklı bir sohbete dönüşüyor. Kısacası sokak yemeği, Floransalılar için ciddiye alınacak bir konu. Okumaya devam et